Davutoğlu, ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın, Orta Doğu ve Türkiye’ye yönelik açıklamalarına ilişkin şunları kaydetti:
“Bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak isyan ediyorum. Neye mi? Bir küstah büyükelçi Antalya Forumu’nda konuşma yaptı. Bu küstah büyükelçinin, ‘Sayın Erdoğan meşruiyet istiyor, Sayın Trump da bu meşruiyeti veriyor’ diyerek meşruiyetin TBMM’den ve Türk milletinden değil de yurt dışından alındığını ima eden bu adam daha o zaman gönderilmeliydi. Ama gönderilmediği için, bırakın gönderilmeyi, Dışişleri Bakanlığı’na çağrılıp uyarılmadığı için gaf üstüne gaf, küstahlık üstüne küstahlık yapıyor. Sizden müdahale isteyen kim Allah aşkına? TBMM’yi 1920’de açanlar sizden müdahale mi istediler? Size mi sordular?
Sayın Cumhurbaşkanımıza sesleniyorum. Geçmişteki hukukumuz adına, onun bazı yerlerde ne kadar diri, sapasağlam durmuş olduğuna şahit olmuş dostu, kardeşi olarak sesleniyorum: Bu adama karşı sessiz kalmayın. Bu adama karşı sessiz kaldığınız her an şehitlerimizin aziz ruhuna halel geliyor. Bu cahil adama önce cehaletini, sonra da Washington yolunu gösterin. Bugün bu küstah büyükelçiye ‘bizde devlet güçle değil, adaletle yürütülür. Bizde meşruiyet Washington’dan değil, Türkiye’den ve Türk milletinden alınır’ diye bir ses bekliyoruz. Korkmayın. Ulusal Egemenlik Bayramı sloganlarla değil, ulusal onurla kutlanır. Bu onuru göstermeniz lazım Sayın Cumhurbaşkanı. Böyle bir küstah hiçbir zaman Ankara’da görülmedi.”
Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’daki okul saldırılarına ilişkin konuşan Davutoğlu, şöyle konuştu:
“Acı üzerinden siyaset yapmayız ama birilerinin de olan bir şeyden hesap vermesi lazım. Yoksa seçilmenin anlamı yok. İktidar ile sokaktakiler aynıysa, bizlerle şu an görevde olanlar aynı durumda olacaksa o zaman ne gerek var seçim yapmaya? Bu olayı duyar duymaz ‘ben olsam ne yapardım’ diye düşündüm. Aynı gün şunu söyledim ‘acil 10 adımı atın’.
Şimdi tekrar dinlemeleri için söylüyorum: Bireysel silahlanmanın yaygınlaşması engellenmelidir. Başta okullar olmak üzere kamu alanlarında güvenlik tedbirleri artırılmalıdır. Bütün okullarda belli bir takvim içinde psikolojik taramalar yapılmalı ve gençlerin sorunlarının kaynakları tespit edilmelidir. Okullarda psikolojik rehberlik çalışmaları yoğunlaştırılmalıdır. Okulların etrafına çöreklenerek gençleri tuzaklarına çeken sokak çetelerine karşı amansız bir mücadele başlatılmalıdır. Mafyatik kültürünü umutsuz gençlere bir kariyer alanı gibi gösteren dizilere karşı kesin tedbirler alınmalı, şiddet kültürünün yaygınlaştırılması asla sanat alanı ve düşünce özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilemez. Uyuşturucu çeteleriyle mücadele sözde ve medyatik düzeyde değil, baronlardan başlayarak bu terör eylemine bulaşan herkesi kapsamalı ve sert, kararlı şekilde yürütülmelidir. Sık sık çıkarılan infaz yasalarıyla gençlerin kötü örneklerle suça yönelmesi engellenmelidir. Gençleri umutsuzluğa sevk eden ekonomik şartlar düzeltilmeli, acilen gençliğin psikolojik gelişimiyle ilgili bütçelendirme de dahil içeren bir eylem planı oluşturulmalıdır. Bu bağlamda her okulda ebeveynler, öğretmenler, okul yöneticileri ve lise düzeyindeki okullarda öğrenci temsilcilerinden oluşan kurullar oluşturulmalıdır.




Yorumlar kapalı.