Davutoğlu, konuşmasına İran Büyükelçiliği’nde taziye ziyaretinde bulunduklarını belirterek başladı ve basın toplantısına bu nedenle geç başladıklarını söyledi. Bölgedeki tablonun artık sadece ABD, İran ve İsrail arasında yaşanan bir kriz olarak görülemeyeceğini ifade eden Davutoğlu, “Bölgemizde yaygın bir savaş, hatta küresel ölçüye doğru taşınan bir savaşla karşı karşıyayız” dedi.
Cumartesi gününden bu yana gelişmeleri yakından takip ettiğini belirten Davutoğlu, hem bölgede hem de dünyada temas halinde olduğu devlet adamlarıyla yaptığı görüşmelerden edindiği izlenimleri Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında hükümet, kamuoyu ve milletvekilleriyle paylaşmayı görev bildiğini söyledi. Saldırıların başlamasından bu yana dengelerin hızla değiştiğini, yeni ve ciddi risklerin ortaya çıktığını vurgulayan Davutoğlu, sabah itibarıyla gördüğü tabloyu paylaşmak istediğini ifade etti.
Davutoğlu, ABD Başkanı Donald Trump’ın savaşın ilk günlerinde saldırıların 3-4 gün içinde tamamlanacağını söylediğini ve bu süreçte rejim değişikliğini ima eden bir hedef ortaya koyduğunu hatırlattı. Ancak gelinen noktada Trump’ın saldırıların 4-5 hafta sürebileceğini dile getirdiğini belirten Davutoğlu, bu değişikliğin Washington’ın savaşa girerken net bir stratejik planlama yapmadığını gösterdiğini savundu.
Davutoğlu, “Eğer bir taraf devlet başkanı düzeyinde 2-3 günde biteceği düşünülen savaşı 4-5 haftaya yaymışsa, bu 4-5 haftanın da ne kadar süreceği belli olmaz. Bu şu demektir: Amerika Birleşik Devletleri bu savaşa girerken stratejik planlama yapmamış, kafaları karışık ve İsrail’in peşine takılmış” dedi.
ABD gibi küresel bir gücün İsrail’in çizdiği hatta sürüklenmesini “başlı başına büyük bir facianın işareti” olarak nitelendiren Davutoğlu, Amerikan Dışişleri Bakanı’nın Kongre’de yaptığı açıklamalara atıfla, “Eğer biz saldırmasaydık İsrail saldıracaktı ve İran bizi vuracaktı. Dolayısıyla İsrail’in saldırısıyla birlikte davranmak zorunda kaldık” yaklaşımını “bir devletin iflas ilanı” olarak değerlendirdi.
Washington’da aklıselim sahibi herkesin bugün “Biz neden bunu yaptık?” sorusuyla karşı karşıya olduğunu öne süren Davutoğlu, ABD Savunma Bakanı’nın açıklamalarını da sert sözlerle eleştirdi. Savunma Bakanı’nın kullandığı dili ve yaklaşımı “ciddiyetsiz” bulduğunu söyleyen Davutoğlu, bu tablonun dünyayı her türlü riske açık hale getirdiğini savundu.
Davutoğlu, ABD’nin yalnızca İran’la değil, müttefikleriyle de baskıcı bir dil üzerinden ilişki kurduğunu iddia etti. Trump’ın İngiltere’yi açık biçimde hedef aldığını, koalisyonun parçası olmaya zorladığını savunan Davutoğlu, İngiliz Dışişleri Bakanı’nın kullandığı “defensive strike” ifadesinin de askeri terminolojide karşılığı olmayan bir kavram olduğunu söyledi.
İspanya’nın da açık biçimde tehdit edildiğini dile getiren Davutoğlu, Trump’ın İspanya’daki üsler için “Sizin izninize ihtiyacım yok, gelir kullanırım” yaklaşımının sadece bir güç gösterisi olmadığını, aynı zamanda ABD’nin yürüttüğü stratejide büyük bir tıkanma yaşadığının göstergesi olduğunu belirtti.
Başlangıçta “Amerika-İsrail” hattında şekillenen saldırıların, artık Körfez ülkelerini de savaşın fiili parçası haline getirecek bir noktaya geldiğini savunan Davutoğlu, Körfez’deki radar sistemleri ve askeri hareketliliğin de bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Temasta bulunduğu bazı Arap dostlarının “bir anda kendimizi savaşın içinde bulduk” dediğini aktaran Davutoğlu, bu çevrelerin İran kadar ABD’ye de sorumluluk yüklediğini dile getirdi.




Yorumlar kapalı.