Fidan dikme fikrinin nasıl doğduğunu anlatan Abdulbaki Hafızoğlu, duydukları üzüntünün bu büyük değişimi başlattığını ifade etti. Yıllarca şehirde yaşadıktan sonra köyünün bozkır arazilerine döndüğünde, gezinti sırasında dinlenecek bir gölgelik dahi bulamamanın üzüntüsüyle bu fikrin ortaya çıktığını söyledi. İlk dikilen 5 fidanın yeşermesi, kendilerine büyük bir motivasyon kaynağı oldu. Başlarda imkansızlıklar nedeniyle arabaların arkasına bidonlarla su taşıyarak sulama yaptıklarını belirten Hafızoğlu, daha sonra köy halkının ve dışarıdan destek verenlerin yardımıyla bu projeyi 3 bin fidanın üzerine taşıdıklarını kaydetti.
Çukurbelen Köyü Muhtarı Ahmet Tüfekçi, oluşturulan bu üç ormanın köy için büyük bir gurur kaynağı olduğunu vurguladı. Muhtar, “Toplamda 3 bini aşkın ağacımız oldu. Bu fidanların tamamında köy halkının büyük bir emeği var,” dedi. Projenin en çarpıcı yanlarından biri ise, her ağaca diken kişinin isminin verilmesi. Bu uygulama sayesinde gencinden yaşlısına herkesin köyde bir ‘dikili fidanı’ bulunuyor ve bu da kuruyan ağaçların yerine yenilerinin dikilmesi kültürünü canlı tutuyor.
Köy sakinlerinden Ahmet Dumlu, bu çalışmanın atalardan kalan mirasa sahip çıkmak anlamına geldiğini belirterek, projeyi diğer köyler için de örnek gösterdi. Dumlu, “Bu yapılan, hem güzel bir örnek hem de büyük bir miras. Her fidan, aslında bir hayalin başlangıcıdır,” sözleriyle projenin anlamını özetledi. Çukurbelen köyü, bozkır coğrafyasında imkansız denileni başararak, tüm Türkiye’ye çevre bilinci ve dayanışma ruhu dersi veriyor.




Yorumlar kapalı.