Gökmen Yıldız için saat tamirciliği sadece bir iş değil, aynı zamanda babasıyla kurduğu o güçlü bağın yaşayan bir parçası. Yaklaşık 50 yıl boyunca bu zanaata emek veren babasının depremde vefat etmesinin ardından tezgahın başına geçen Yıldız, 6 metrekarelik mütevazı atölyesinde aile mirasına sahip çıkıyor. Ailesindeki diğer ustaların da anısını yaşatan Yıldız, her tıkırtıda kaybettiklerinin izini sürüyor.
Saatlerin sadece zamanı göstermediğini, içinde yaşanmışlıklar barındırdığını söyleyen usta, işine büyük bir hassasiyetle yaklaşıyor. “Gözlük, mercek ve büyüteçle çalışmak zorundayız; en küçük parçayı bile kaçırma lüksümüz yok” diyen Yıldız, saatlerin içindeki o karmaşık dünyada arıza tespiti yaparken adeta cerrah titizliğiyle hareket ediyor. Onun için tamir edilen her saat, sahibine geri verilen bir anı anlamı taşıyor.
Adıyaman’da bu sanatı icra eden sadece birkaç ustanın kaldığına dikkat çeken Gökmen Yıldız, mesleğin geleceğiyle ilgili endişelerini de dile getiriyor. Yeni neslin bu zahmetli işe ilgi göstermemesi ve çırak yetişmemesi nedeniyle saat tamirciliğinin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirten Yıldız, kendi imkanlarıyla bu “emaneti” ne kadar sürebilirse o kadar ileriye taşımaya kararlı.
Depremden önce kardeşlerinin de kendi atölyelerinde bu mesleği ustalıkla icra ettiğini anlatan Yıldız, ailenin son temsilcisi olarak kalmanın burukluğunu yaşıyor. “Eskiden hep beraberdik, şimdi bu geleneği tek başıma sırtlıyorum” diyen usta, Adıyaman’ın yaralarını sararken mekanik saatlerin yelkovan ve akrebiyle hayata tutunmaya devam ediyor.




Yorumlar kapalı.