200 kişinin hayatını kaybettiği Hünkar, Selim Köse, Sami Bey, Fazilet ve Akgül apartmanlarına ilişkin açılan davalarda sanıklar bir gün bile tutuklu kalmadı.
Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesindeki Hünkar Apartmanı’nın yıkılması sonucu 84 kişi yaşamını yitirdi, 3 kişi de yaralandı. Müteahhitler İbrahim İlhan ve Ferhat İlhan, statik proje müellifi Ahmet Özdemir ve statik fenni mesulü Nevzat Bahşi hakkında “Bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçundan 22 yıl 6’şar ay hapis cezası talebiyle dava açıldı, ancak tutuksuz olarak yargılanıyor. 4 sanık da bu dosyadan 1 gün bile tutuklu kalmadı.
Hatay’ın Antakya ilçesindeki Selim Köse Apartmanı’nın yıkılması sonucu 14’ü çocuk olmak üzere 43 kişi hayatını kaybetti, 5 kişi de yaralandı. Müteahhit Hasan Köse, yapı denetim firma yetkilisi ve statik uygulama denetçisi Eysem Ezer, şantiye şefi Mehmet Ezer, kontrol elemanı Gülseren Altundağ Tatlı hakkında “Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma” suçundan 22 yıl 6’şar ay hapis cezası talebiyle dava açıldı, ancak tutuksuz olarak yargılanıyor. 4 sanık da bu dosyadan 1 gün bile tutuklu kalmadı.
Adana’nın Çukurova ilçesindeki Sami Bey Apartmanı yıkılmasıyla 40 kişi yaşamını yitirdi, 2 kişi de yaralandı. Müteahhitler Abdullah Aybaba ile kızı Eda Aybaba Çelik hakkında “Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma” suçundan 22 yıl 6’şar aya kadar hapis cezası talebiyle dava açıldı. Baba-kızın yurt dışına kaçtığı tespit edildi, ancak yakalanamadılar. Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesi, sanık Eda Aybaba Çelik’in Türkiye’ye iade edilmesi için İngiltere’deki yetkili adli makamlara yazı gönderdi, ancak henüz bir gelişme yaşanmadı.
Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesindeki Fazilet Apartmanı’nda, 6 Şubat 2023’teki depremden önce binanın altındaki fırının sahipleri, Akın ve Ferihan Yağcı hakkında yapı projelerine aykırı tadilatlar nedeniyle dava açıldı. Mahkeme, 2019’da binayı eski haline getirmeleri gerektiğini kararlaştırmıştı, ancak karar uygulanmadı. 6 Şubat depreminde bina yıkıldı ve 19 kişi hayatını kaybetti. Müteahhit, statik proje müellifi, fenni mesul Mahmut Oktay Hartavi, zemin kattaki fırının işletmecileri Akın ve Ferihan Yağcı hakkında, “Bilinçli taksirle ölüm ve yaralanmaya neden olma” suçundan 22 yıl 6 ay hapis cezası talebiyle dava açıldı. Bu süreçte Yağcı çifti hakkında yakalama kararı çıkarıldı.
20 Eylül 2024’te Yağcı çiftinin hakkında yakalama kararı olmasına rağmen Ankara 3. Noterliği’ne giderek vekalet verdiğini gündeme getirmişti. Akın ve Ferihan Yağcı, bilirkişi raporları lehlerine çıkınca 1,5 yıl sonra 27 Aralık 2024’te Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığı’na giderek teslim oldu. Sanıklar serbest bırakıldı. 3 sanıkta bu dosyadan 1 gün bile tutuklu kalmadı.
Adıyaman’ın Merkez ilçesindeki Akgül Apartmanı’nın yıkılması sonucu 15 kişi yaşamını yitirdi, 4 kişi de yaralandı. Yapı sahipleri Memet Akgül ve Yusuf Bozat hakkında, “Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçundan 22 yıl 6’şar ay hapis cezası talebiyle dava açıldı, ancak tutuksuz olarak yargılanıyor. 2 sanık da bu dosyadan 1 gün bile tutuklu kalmadı.
Depremde yakınlarını kaybedenler, binaların yıkımında sorumlu sanıkların bir gün bile tutuklu kalmamasını ANKA değerlendirdi. Adalet Peşinde Aileleri Platformu temsilcisi Döne Kaya, her gün yeni bir “hukuksuzlukla” karşılaştıklarını iddia ederek, şu ifadeleri kullandı:
“En acı tablo ise bazı sanıkların bir gün bile tutuklu kalmadan yargılanmasıdır. Bu binalardan bazıları: 84 kişinin öldüğü Hünkar Apartmanı, 43 kişinin öldüğü Selim Köse Apartmanı, 40 kişinin öldüğü Sami Bey Apartmanı, 19 kişinin öldüğü Fazilet Apartmanı, 15 kişinin öldüğü Akgül Apartmanı… Binlerce insanın ölümüne sebep olan müteahhitler, yapı denetimciler ve kamu görevlileri bir gün bile tutuklu kalmadı. Gerçek adalet bu mu? Bize sadece sabır dileyenler, katilleri özgür bırakanlar bilsinler ki bu adaletsizliği kabul etmiyoruz. Çünkü bizim sevdiklerimizin canı bu kadar ucuz değildi. Bu davaları kapatmaya çalışanlar, sanıkları koruyanlar bilsinler ki biz bu işin peşini bırakmıyoruz. Cezasızlık artık yargı mercileri tarafından bilinçli bir tercih haline gelmiştir. Müteahhitlerden yapı denetimcilerine, kamu görevlilerinden bakanlıklara kadar uzanan zincirde gerçek bir yargılama söz konusu olmamıştır. Biz sevdiklerimizi depremde değil, ihmalin ve rantın sonucunda kaybettik. İki yıldır adalet talep ediyoruz ancak bu talebimiz yok sayılıyor. Bizim için unutmak da affetmek de yok. Sevdiklerimizin hatıralarına ihanet etmeyeceğiz ve onlar için adalet aramaktan vazgeçmeyeceğiz. Adaletsizlikleri teşhir etmeye devam edeceğiz. Ya adalet, ya adalet.”



