Silivri depremi İstanbul’un olası bir afette kaos yaşayacağını gösterdi. Gölcük’ten bu yana alınan tedbirlerin kağıt üstünde kaldığı kentte olası felakette tahliye yolları ve sokakların elverişsiz olduğu görüldü. Saatler içinde trafiğin felç olduğu metropolde hava, deniz, kara ve demir yolu üzerinden planlanan tahliyeyi şehrin fiziki durumunun imkansızlaştırdığı belirtildi. Yetkililerin bir an önce harekete geçmesi gerektiğini gösteren tabloya ‘Deprem saatini bilsek de kaçış imkansız’ tepkisi yükseldi.
İstanbul’daki olası bir depremin ülkenin tamamında kriz yaratacağı konusunda tüm uzmanlar hemfikir. Yapı stokunun sorunlu olduğu bilinen 16 milyonluk şehirde Bakan Kurum 1,5 milyon binanın riskli olduğunu açıkladı. Masadaki ‘kusursuz’ planların merkezi ve yerel yönetimler ile diğer ilgili kurumların ortak çalışmasıyla hayata geçirilmesi beklenirken özellikle kentsel dönüşüm konusunda vatandaşın müteahhitle baş başa bırakılması yeni sorunlara yol açtı. Denetim problemleri çürük binaların yine çürük şekilde ‘dönüşmesi’ sorununu yarattı.
Afet anında ne yapacağını bilemeyen vatandaş yorganını, battaniyesini alıp okul bahçelerine ve parklara sığındı. Beklenen İstanbul depreminin ne zaman olacağı tartışılırken kamuoyundan “Depremin saatini, tarihini bilsek ne değişecek?” çığlığı yükseldi. Umanların “Sanayi Marmara’nın dışına taşınmalı. Tersine göç teşvik edilmeli. Yapı stoku devlet eliyle dirençli hale getirilmeli. İstanbul imara kapatılmalı. Acil çıkış yolları boş kalmalı. İtfaiye sistemleri dar sokaklara uygun hale getirilmeli” önerilerinin ne zaman hayata geçirileceği soruldu.
Artçı sarsıntıların devam ettiği İstanbul’da riskli olduğunu düşündükleri evlerine girmeye korkan vatandaşların bulabildikleri boş alanlara kurdukları çadırlardaki deprem nöbeti devam ediyor.

DEPREM SAATİNİ BİLSEK DE İSTANBUL’DAN ÇIKIŞ ÇOK ZOR: Marmara Denizi’nde Silivri açıklarında yaşanan 6.2’lik deprem felaketin 16 milyonu aşkın kişinin yaşadığı Türkiye ekonomisinin omurgası olan İstanbul’un kapısında olduğunu bir kez daha gösterdi. Trafiğin dakikalar içinde felç olduğu telefon sisteminin kilitlendiği kentte kısa sürede yaşanan kaos, Türkiye’nin en büyük metropolünün depreme hiç bir şekilde hazırlıklı olmadığını ortaya koydu. Buna neden olan faktörleri ise ya son günlerde ya da 6 Şubat Maraş depremlerinden sonra uzmanlar sıraladı. İstanbul’un depreme hazır hale getirilmesinin sadece belediyeler veya sadece merkezi hükümet eliyle yapılacak bir şey olmadığını tepyekûn bir çalışma gerektiğini defalarca açıkladı. Silivri depremi uzmanların yıllardır açıkladığı veya talep ettiği tedbirlerin ya alınmadığını yada alınıp kağıt üstünde kaldığını da ortaya koydu.
6.2’lik sarsıntı sonrası sokağa çıkan vatandaşlar bulundukları bölgede toplanma alanı bulamadı. Mahalle içindeki küçücük parklara yaşanan akın ise izdiham seviyesinde kalabalık oluşturdu. Yaşananlar İstanbul için 1999 depreminden sonra ayrılan toplanma alanlarını tekrar gündeme getirdi. Zira o dönem İstanbul’da 470 toplanma alanı belirlenmişti. Ancak bu alanlar zamanla ranta feda edildi. İmara açıldı veya kamu binaları için tahsis edildi. Gelinen noktada sadece 77 tane toplanma alanı kaldı. TMMOB’a göre Zincirlikuyu, Bayrampaşa, Beşiktaş ve Kartal gibi merkezi bölgelerdeki toplanma alanlarının büyük kısmı artık alışveriş merkezleri, gökdelenler ve kamu binalarıyla kaplı. Uzmanlar bu alanların da mahalle aralarında kalanların çok küçük diğer alanların ise yerleşim alanları dışında kaldığını söylüyor.




Yorumlar kapalı.