“Gün geçmiyor ki yeni bir soruşturma başlatılmasın, yeni tutuklamalar yaşanmasın. Gün geçmiyor ki Türk milletinin başına atanan kayyum ve onun istibdat rejimi, böl-parçala-yönet siyasetini uygularken yeni iddia makamları ve medyasıyla yeni suç isnatları, yeni suç uydurmalar ve yeni suçlular ilan etmesin.Eski defterlerden yeni teröristler, bazen de “yeni paradigmalar” eliyle eski teröristlerden yeni yarenler yaratılmasın.
Türk milleti iyi bil ve emin ol ki susturulan sensin! Senin dertlerin, acıların, yokluğun, yoksunluğun ve isyanlarındır susturulan!
Ve susmanın nafile olduğunun bütün emareleri de apaçık gözler önündedir.Susarak daha da dibe çekilmek, daha da yaşanmaz hale gelen bir düzene mahkum olmaktır.
Çünkü gerçek tablo şudur: Hukukun Üstünlüğü Endeksi’ne göre Türkiye, 142 ülke arasında 117. sırada yer almaktadır. Rakiplerimiz Honduras, Kongo, Gabon, Mali, Nijer’dir. Peki, bu ne demektir?Yediğinden zehirlendiğinde, içtiğinden öldüğünde, hesap sorulacak kimse olmaması demektir.
Otele gittin yandın… Adamını bulup denetim raporunu iç edenler, yangın merdivenini ve alarmını “maliyetli” diye yaptırmayanlar, taammüden seni öldürdükleriyle kalacaktır demektir.
Deprem oldu, bina öldürdü… Kolonları kesenler, 7 yerine 17 kat dikenler, demirden, betondan çalanlar, çaldığıyla kalacak demektir. Nitekim 6 Şubat depreminde yıkılan binaların müteahhitlerin bu sahte gündem fırtınasında, tek tek salıverilmeleri de bundandır.
Sınava girdin, mülakatta elediler. Dükkan açtın mafyalar, çeteler çöktü. Madende işçisin, madenin denetimsizlikten çöktü. Çayırhan’da işçisin, madenine çöktüler, sanayide işçisin, zam vermediler, sendikalısın diye gözaltına aldılar, bir de üstüne emeğinin hakkını aradın diye sana “bir yevmiyelik adamsın” dediler, yetmedi tutuklama kararı verdirdiler. Emeklisin, 35 sene çalıştın, emekli oldun
35 yıllık alın terini iç ettiler, yani senden 35 sene kestiklerini, sana geri ödemek yerine sana sadaka bağladılar, seni fitre listesine alıp, bir de sana hakaret ettiler.
Kısaca, hukukun üstünlüğü yoksa zalimlerin üstünlüğü var demektir. Yani kusura bakma, “Sana, bize, hepimize geçmiş olsun” demektir. Sorumlular asla hesap vermeyecek demektir. Suçlular, ceza görmeyecek demektir. Çünkü sorumlular ve onları denetlemesi gerekenler, aynı kaptan su içiyor. Ganimeti bölüşmek, kendi gemilerini yüzdürmek dışında, hiçbir kural ve kaide tanımıyorlar demektir!
Hani bir film vardı ya, Pardon filmi gibidir Türkiye’de yaşananlar… Tüm hayatınıza kast edilir, hayatınız karartılır da Pardon deyip geçiştirilir. Gerçi artık pardon diyen bile kalmamıştır. Pardon bile “eski Türkiye’de kalmıştır.” Yeni Türkiye’de nedamet, vatandaştan beklenir. Dünya liderinden masallar Türkiye’sinde…
Şampiyonluklarımız bununla bitmiyor. “Devlet gücünün hukukla sınırlandırılmasında” ise neredeyse en dipte, 135. sıradayız. Rakiplerimiz yine aynı, kabile devletleri ve muz cumhuriyetleri. Peki bu ne demektir? Derdini anlatacak kadı kalmadığı gibi bundan sonra da hiç olmayacak demektir.
Peki başka ne demektir?


