Kentin ilk yerleşim izleri MÖ 6. Bine kadar uzanıyor. Latmos Körfezi’nin kıyısında kurulan Herakleia, Helenistik Dönem’de deniz ticareti sayesinde en parlak zamanını yaşamıştır. Kent, adını yarı tanrı kahraman Herakles’ten almıştır. Ünlü efsaneye göre, Ay Tanrıçası Selene’nin aşık olduğu çoban Endymion bu dağlarda ebedi uykuya yatırılmıştır.
Kenti çevreleyen 6.5 kilometre uzunluğundaki görkemli surlar ve 65 kule, şehrin savunma gücünü yansıtır. Günümüze kadar iyi korunarak gelen yapılar arasında kayalık bir tepe üzerindeki Athena Tapınağı, Agora ve Çoban Endymion mitiyle ilişkilendirilen Endymion Kutsal Alanı yer alır.
Büyük Menderes Nehri’nin taşıdığı alüvyonlarla Latmos Körfezi’nin denizle bağlantısının kesilip bugünkü Bafa Gölü’ne dönüşmesiyle kent önemini yitirmiştir. Kent, MS 8. yüzyıldan itibaren sarp kayalık yapısı sayesinde Hristiyan keşişlerin sığınağı olmuş ve bölgeye çok sayıda manastır ve kilise inşa edilmiştir (Özellikle Yediler Manastırı). Latmos Dağları’nın mağaralarında keşfedilen 170’ten fazla Prehistorik Kaya Resmi (MÖ 6.000), Anadolu’nun yazısız tarihine ışık tutan en önemli bulgular arasındadır.
Latmos Dağları ve Herakleia Antik Kenti, ziyaretçilere hem kültürel hem de doğa sporları açısından zengin seçenekler sunar:
Tarihi Keşif Yürüyüşleri: Kapıkırı Köyü ile iç içe geçmiş olan antik kentin surlarını, tapınaklarını ve Agorasını keşfedin. Köyden başlayan patika yollarla Bizans dönemi manastırlarına ve kaya resimlerine ulaşılabilir.
Trekking ve Doğa Yürüyüşü: Latmos’un devasa, aşınmış gnays kayalıklarının ve fıstık çamı ormanlarının eşsiz manzarası eşliğinde uzun yürüyüşler yapabilirsiniz.



