Araştırmaya göre, bireylerin fiziksel ve ruhsal anlamda iyi hissetmesiyle tanımlanan genel esenliği en çok etkileyen faktörler şunlar:
Çalışanların karar alma süreçlerine dahil olması ve iş ortamında fikirlerinin sorulması,Sosyal ilişkilerde memnuniyet düzeyi,Mevcut sosyo-ekonomik statü.
Özerklik ve sosyal ilişkilerden memnuniyetin yüksek olduğu durumlarda çalışanların tükenmişlik hissinin azaldığı görüldü. Araştırma, tükenmişliğin en büyük sebeplerinden birinin çalışanların kendilerinden ne beklendiğini bilmemesi ve görev tanımlarının belirsizliği olduğunu ortaya koydu.
Araştırmada, iklim krizinin çalışanlar üzerinde yarattığı psikolojik etkiler de ele alındı. Şahit olunan çevresel felaketlerin kaygı ve korku yaratması olarak tanımlanan eko-anksiyete, çalışanların genel esenliğini ve tükenmişlik düzeyini orta seviyede etkileyen faktörler arasında yer aldı. Çalışmada, birçok firmanın çevreye duyarlılık konusundaki çalışmalarının, bu farkındalığı artırarak kaygıyı da tetiklemiş olabileceği belirtildi.
Araştırmaya katılanların %73,7’sini oluşturan Y ve X kuşakları, en düşük esenlik seviyesine sahip gruplar olarak öne çıktı. Y kuşağı, genel esenlikte en düşük skoru alırken, Z kuşağı da benzer bir tablo çizdi. Buna karşılık X ve Baby Boomer kuşağı, daha yüksek esenlik seviyelerine sahip çıktı.
Araştırmaya göre çalışanların %80,5’i ofisten, kalanları ise hibrit veya uzaktan çalışma modeliyle çalışıyor. Ofisten çalışanlar arasında işten ayrılma niyetinin daha yüksek olduğu gözlemlendi.
Çalışma saatleri açısından ise:
✔ Haftada 40 saat ve altında çalışanlar → %13
✔ 40-50 saat çalışanlar → %64
✔ 50 saatten fazla çalışanlar → %23



