Gıdanın artık yalnızca basit bir arz-talep dengesi üzerinden okunamayacağını belirten Altınkılınç; iklim krizi, kaynak verimliliği ve sosyal kapsayıcılığın stratejik önemine dikkat çekti.
Dünyada üretilen gıdanın çok büyük bir bölümünün israf edildiğinin altını çizen Altınkılınç, “Gıda sektörü bugün; sürdürülebilirlik, teknoloji, verimlilik ve değişen tüketici beklentileri doğrultusunda köklü bir dönüşümden geçiyor. Artık mesele yalnızca üretmek değil; kaynakları koruyarak, veriyi merkeze alarak ve tüm paydaşları kapsayan bir sistem anlayışıyla değer üretmek” ifadelerini kullandı.
Besler’in Türkiye’de 21 milyon haneye ulaştığını, 50’yi aşkın marka ve 1.250’ye yakın ürünle 5 kıtaya ihracat yaptığını hatırlatan Altınkılınç, bu devasa operasyonu sürdürülebilirlik ilkeleriyle nasıl dönüştürdüklerini somut verilerle paylaştı:
Kayıplar Yüzde 7’ye Düştü: Besler’in hayata geçirdiği ‘Topraktan Tabağa 0 Gıda Kaybı’ modeli sayesinde, tarladaki hasattan tüketici sofrasına kadar geçen süreçteki gıda kayıpları yüzde 50 seviyelerinden yüzde 7’lere kadar indirildi.
Tarlada Yapay Zeka Dönemi: Geleneksel tarım yöntemleri yerine veriyi merkeze alan şirket, “SAFER” projesi ile tarımı yapay zeka destekli olarak yönetmeye başladı. Bu sistem sayesinde tarlalarda yüzde 17 oranında verim artışı elde edilirken, yüzde 40’a varan devasa bir su tasarrufu sağlandı.
Dönüşümün sadece teknolojiden ibaret olmadığını, merkeze “insanı” aldıklarını belirten Besler CEO’su, tarımın bel kemiği olan kadın üreticilere yönelik projelerinin sonuçlarını da paylaştı.
2022 yılında başlatılan “Tarımın Kadın Yıldızları” projesiyle, şirketin tedarik zincirindeki kadın çiftçi oranının yüzde 5’ten yüzde 27’ye çıkarıldığını vurgulayan Altınkılınç, bu sayede kırsal kalkınmaya 168 milyon TL’nin üzerinde bir ekonomik değer kazandırdıklarını açıkladı.




Yorumlar kapalı.