M.Ö. 900 ile 600 yılları arasında bu bölgeyi yurt edinen Frigler, volkanik tüflerin yumuşak ve kolay işlenebilir yapısını sanata dönüştürdü. Maden ve ağaç işçiliğinde çağının ötesine geçen bu kadim halk, kayaları oyarak tapınaklar, devasa sunaklar ve görkemli kaya mezarları inşa etti. Ana Tanrıça Kybele’ye adanan açık hava mabetleri, bugün kar altında bile asaletini korurken; Deliktaş ve Penteser kaleleri gibi devasa kaya blokları, doğa ile insanın nasıl bütünleştiğini kanıtlıyor.
Bölgenin en dikkat çekici yapılarından biri olan Avdalaz Kalesi, günümüzden yaklaşık 2 bin yıl önce inşa edilmiş devasa bir tüf kaya kütlesinden oluşuyor. Barınma ve savunma amacıyla kat kat oyulan bu yapı, pek çok tarihçi tarafından “tarihin ilk apartmanı” olarak nitelendiriliyor. Güneş ışığını en verimli şekilde alacak şekilde tasarlanan bu antik konut kompleksi, Friglerin ve ardından gelen Bizansların gündelik yaşamına dair paha biçilemez ipuçları sunuyor.
Avdalaz Kalesi’nin asıl gizemi ise yapının derinliklerinde saklı. Kalenin içinden yerin dibine doğru uzanan devasa bir tünel, yaklaşık 30 metreden sonra taşlarla kapatılmış durumda. Bu karanlık dehlizin bir su kuyusu mu, yoksa kuşatma anlarında kullanılan gizli bir kaçış tüneli mi olduğu tam 2 bin yıldır bilinmiyor. Teknolojinin tüm imkanlarına rağmen gizemini koruyan bu geçit, Frig Vadisi’ni dünyanın en merak uyandıran arkeolojik noktalarından biri haline getiriyor.
Afyonkarahisar’daki son kar yağışının ardından kartpostallık görüntüler sergileyen vadi, tarih ve doğa tutkunlarını ağırlamaya devam ediyor. Kütahya ve Eskişehir ile paylaşılan bu tarihi üçgen, kar altındaki kaya yapıları ve buz tutan antik kaleleriyle ziyaretçilerini binlerce yıllık bir zaman yolculuğuna çıkarıyor.




Yorumlar kapalı.