Hatimoğulları, konuşmasında bölgedeki çatışmalara dikkat çekerek şunları söyledi:
“Bizler bugün kongremizi gerçekleştirirken yanı başımızdaki coğrafyada savaş, çatışma ve katliamlar devam ediyor. Orta Doğu kaynayan kazan olma halini sürdürüyor. Bugün ABD ve İsrail’in İran üzerinde başlatmış olduğu savaş, şimdilik bir ateşkes süreci yaşanıyor olsa da henüz bu ateş tam olarak kesilmiş değil. Bu topraklarda başlamış olan savaşın sadece İran’la sınırlı kalmadığını, bunun Irak’a, Lübnan’a ve birçok bölgeye yayıldığını, Körfez ülkelere yayıldığının hepimiz farkındayız. Ve bu coğrafyada kalıcı bir barış inşa edilemezse gerçekten dünyayı çok büyük bir savaş tehlikesi bekliyor. Nükleer savaş tehlikesi bekliyor.”
Hatimoğulları, Suriye’nin kuzeyine ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“Bugün Rojava’da uzun zamandan beri devam eden savaş ve çatışmaların sonucunda kadınların büyük bir başarı elde ettiğini, kadın özgürlükçü ve demokratik anlayışı Suriye coğrafyası başta olmak üzere bütün Orta Doğu’ya model olacak bir şekilde kendini tesis ettiğini hep birlikte görebiliyoruz. Ve ben burada Rojava’da direnen, başta kadınlar olmak üzere bütün halkları buradan bir kez daha selamlıyorum. Orada yitirdiğimiz bütün canları saygıyla, minnetle alıyorum.”
“Bizler bölgede devam eden bu kadar yoğun savaşın tam ortasında geçtiğimiz sene 27 Şubat’ta Sayın Abdullah Öcalan Türkiye’nin de temel ihtiyacı olan barış konusunda son derece önemli bir çağrı gerçekleştirdi. Bugün bölgede, bölgenin her yerini yangının sardığı bir aşamada Sayın Öcalan’ın gerçekleştirmiş olduğu barış ve demokratik toplum çağrısının tamamen arkasındayız ve bu çağrı başarıya ulaşana dek hep birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz. Bizim açımızdan barış dönemsel ve taktiksel bir şey olamaz. Bizim açımızdan barış herhangi bir siyasi partinin dar manada gündelik siyasi hesaplarının da malzemesi olamaz. Bizim açımızdan barış stratejik öneme sahiptir. Ve biz barışı her daim savaşın ve çatışmanın en yoğun olduğu dönemlerde de dillendirmekten, talep etmekten, barış için demokratik mücadelemizi yürütmekten asla vazgeçmedik.”
Hatimoğulları, Öcalan’ın çağrısına ilişkin şu değerlendirmede bulundu:
“Sayın Öcalan bu çağrıyla beraber Kürt sorununu isyandan inşa aşamasına taşımak istedi. Bu çok önemli bir stratejidir. Bu stratejiye sadece Kürt halkı değil Araplar, Türkler, Ermeniler, ezcümle bu coğrafyada yaşayan bütün farklı halkların ve inançların dört elle sarılması gereken bir çalışmadır. Bir stratejidir. Biz bu süreç başladığında yüzlerce halk buluşması, toplantı, demokratik kitle örgütleri ziyaretleri, sivil toplum örgütü ziyaretleri çok yoğun çalışmalar yürüttük. Ve inanın bütün bu çalışmalarımızın sonucunda üstünde en fazla durduğumuz nokta şuydu: Barış bize altın tepsiyle sunulmayacak. Demokrasi bize altın tepsiyle sunulmayacak. Bizler bunun için daha güçlü mücadele etmemiz ve daha güçlü örgütlenmemiz gereken bir dönemdeyiz.”




Yorumlar kapalı.