Rapora göre, Türkiye’de aktif ve pasif durumdakilerle birlikte hukuk fakültesi sayısı 100’e yaklaşmış durumda. Mevcut 89 hukuk fakültesinin 67’sinin son 25 yıl içerisinde kurulmuş olması, büyümenin ne denli hızlı gerçekleştiğini gösteriyor. Bu fakültelerin 50’si devlet, 39’u ise vakıf üniversiteleri bünyesinde faaliyet gösteriyor.
Fakülte sayısındaki artış, doğrudan öğrenci sayılarına da yansıdı. 2013-2014 döneminde yaklaşık 55 bin olan hukuk öğrencisi sayısı, 2018-2019’da 82 bini aştı. Son yıllarda uygulanan kontenjan daraltma politikalarıyla bu sayı 75 bin seviyelerine gerilese de, son 10 yılda toplam öğrenci artışı yüzde 35 olarak kaydedildi.
Raporun en çarpıcı bulgularından biri, avukat sayısındaki artış hızı oldu. 1998 yılında 36 bin olan avukat sayısı, 2024 yılı itibarıyla 199 bini aşarak 26 yılda beş katına çıktı.
Bu artış, kişi başına düşen avukat istatistiklerini de değiştirdi. Avukat başına düşen nüfus son 15 yılda 1.095 kişiden 430 kişiye kadar geriledi. Avrupa ülkeleriyle yapılan karşılaştırmada Türkiye; Portekiz ve İspanya’nın ardından avukat yoğunluğunun en yüksek olduğu üçüncü ülke konumunda yer alıyor. İncelenen 12 ülkede avukat başına düşen ortalama nüfus 679 iken, Türkiye’de bu rakamın 430 olması aradaki farkı net bir şekilde ortaya koyuyor.
Hukuk fakültelerinin sayısındaki artışa karşın, öğretim üyesi dağılımındaki adaletsizlik raporun dikkat çektiği bir diğer önemli başlık oldu. Türkiye genelindeki 86 hukuk fakültesinde toplam 586 profesör görev yapmasına rağmen, bu profesörlerin yüzde 41’i sadece 10 köklü fakültede toplanmış durumda.
Verilere göre 5 hukuk fakültesinde hiç profesör bulunmazken, 9 fakültede yalnızca bir profesör görev yapıyor. Çankırı Karatekin, Muğla Sıtkı Koçman gibi devlet üniversiteleri ile İstanbul Şehir Üniversitesi gibi vakıf üniversitelerinin hukuk fakültelerinde profesör sayısının sıfır olduğu tespit edildi.




Yorumlar kapalı.