Çelik’in açıklamaları şöyle;
“Biz geldik şimdi iktidar olduk, iktidarı iyice ele geçirdik. Öyle bir şey olmalıydı ki, biz öyle bir yargı sistemi kurmalıydık ki, gayrimüslimi de dindarı da dinsizi de ateisti de bütün insanlar gerçek manada adaletle muhatap olsalardı. Gerçek adaleti iliklerine kadar hissetmeleri gerekiyordu bizim yönetimimizde. Ama ne oldu şimdi? Maalesef ki maalesef söylüyorum; bizde Kemalist yargı vardı, militan Kemalist yargı vardı. AK Parti’nin özellikle dediğim gibi son 10 yıllık iktidarında ne yazık ki, biz de kendi militan yargımızı oluşturduk. Bağımsız yargı falan artık bana çok masal gibi geliyor. Maalesef yok böyle bir şey.
AK Parti kurulurken, milletin partisi olarak kuruldu. Ama şu anda parti devletleşmiş devlet de partileşmiştir. Bir facia bu. Bir parti eğer devlet partisi oldu mu, kendi sonunu hazırlamış demektir. Bunu, AK Parti’nin ileri gelenlerinin, şapkayı önlerine alıp düşünmesi lazım.”
“15 Temmuz yargısı diye Türkiye’de bir yargı oluştu. Bu aslında yargı falan değil, bu bir çeşit İstiklal Mahkemeleri. Bu 15 Temmuz yargısı da maalesef öyle işliyor. İstiklal Mahkemelerinde savunma hakkı var mıydı? İstiklal Mahkemeleri nasıl ki giyotin gibi çalıştıysa 15 Temmuz yargısı da maalesef giyotin gibi çalışıyor.
İnsanlara savunma hakkı vermeden, şunun bunun ve bir amirin ‘efendim bu da şuçludur’ demesiyle, ‘bana göre bu da iltisaklıdır’ demesiyle…’İltisak’ kelimesi, bizim hukuki hiçbir metnimizde yer almayan, tamamen gayri hukuki, gayri insani bir ifadedir. Böyle bir şey olamaz. Yani bir insanın suçu sübuta ermeden, gerçekten o insanların suçlu olduğu ortaya çıkmadan, o insanlara ceza verilmez. Cezalandırılan sadece bu KHK’lılar olmadı. Onların çoluk çocuğu da cezalandırıldı.
Şimdi 100 bin kişinin ölümünden, 100 bin kişinin hayatından sorumlu tutulan Abdullah Öcalan eğer çıkacaksa, Türkiye’de cezaevlerinde siyasi olarak bir tek Allah’ın kulunun kalmaması lazım. Şimdi siz 80 yaşında ve tekerlekli sandalyeye bağlı olan, en az 10 tane kronik hastalığı olan Melek İpek’i cezaevinde bırakacaksınız ama Abdullah Öcalan’ı serbest bırakacaksınız veya ümit hakkı diye onu getireceksiniz. Bu yenilir, yutulur bir şey değil. Bu kabul edilemez.



