Duruşma sırasında tutuklu sanık Yavuz Saltık’ın seyircilere el sallamak istemesi üzerine jandarma ile kısa süreli tartışma yaşandı. Gün içinde sanıklardan Bulut Aydöner savunmasını yaparken, CHP İstanbul Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat’ın şoförü olduğu belirtilen Sırrı Küçük de mahkeme heyetine savunma verdi. Mahkeme heyeti, duruşmayı yarın saat 10.00’a erteledi.
Duruşma sonunda tutuklu sanıklar alkışlarla uğurlandı. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu duruşma salonundan ayrılırken TRT’yi eleştirerek “Milletin parasıyla ahlaksızlık yapan TRT’yi kınıyorum. 86 milyonun vergisi haram zıkkım olsun” ifadelerini kullandı.
İmamoğlu’ndan mahkeme başkanına ‘usul’ uyarısı: Bedelini siz ödersiniz, ben değil
16:10 İBB Davası’nın üçüncü günü, Sırrı Küçük ve avukatlarının savunmalarıyla sona erdi. Dava yarın saat 10.00’da Ümit Polat’ın savunmasıyla devam edecek
15:45 Sırrı Küçük’ün ardından avukatı Hüseyin Cengiz’in savunmasına geçildi.
Cengiz’in açıklamaları şöyle;
“Eğer soru sormadan, sözü doğrudan bana verseydiniz savunma yapmakta çok zorlanacaktım. Çünkü Sırrı’nın bu söylemleri üzerine salonu da izledim; biz avukatlarını gerçekten zor durumda, oldukça duygusal bir durumda bıraktı. Bu havayı dağıttığınız için size tekrar teşekkür ediyorum; sayenizde şimdi daha rahat bir savunma ve sunum yapacağız. Müvekkilim, 22 No’lu eylemde sanık olarak yargılanmaktadır. Biraz önce savunmasını yaptı ve başına gelenleri en sade haliyle anlattı. Duruşma öncesinde; iddialara ve iddianameye karşı temel düşüncelerimizi içeren bir savunma metnini mahkemeye sunduk. Bu metin ekranlara da yansıtıldı. Bunu niye sunduk? Çünkü bu tür davaları biliyoruz. 2026 yılında yeni karara bağlanan ve gerekçesi tarafımıza henüz tebliğ edilen davada da aynısı yapıldı. O, İBB davası için bir pilot davaydı. İddianame adı altında sunulan belgeler yığını; değişemez, değiştirilemez ve dokunulamaz birer “kutsal metinler değildir. İddianame, esas hakkındaki mütalaaya, mütalaa ise hükme dönüşüyor. Bunu bildiğimiz için, en son söylenecek sözleri dahi önünüzde bulunan savunma dilekçemize eksiksiz ekledik.Aslında söyleyecek fazla bir şey kalmadı.
Bugün müvekkilin savunmalarına katılıyoruz, yazılı savunmalarımızı tekrar ediyoruz. Müvekkilin tahliyesine ve beraatına karar verilmesini; dosyanın 22 No’lu eylem yönünden esas hakkındaki mütalaasını hazırlaması için duruşma savcısına verilmesi, mütalaa sonrası ek süre istemeden savunma yapacağımızı belirtmemiz; bir yıldır bu davada yaşanan acıyı, baskıyı, itibarsızlaştırmayı ve kötülüğü özetleyebilmek için mümkün. Ancak bugün burada biz bir tarihi yaşıyoruz. Tarih yazıcılarının bu süreci doğru kaydedebilmeleri için üzerimize düşen görevler var. Bugün tarihe not düşmek durumundayız. Bu nedenle sözümüz, iddianame adı altında önümüze konulan sayfalar yığınına karşıdır. Sözümüz, bunu yazanlara, yazdıranlara karşıdır. Sözümüz kürsüye değildir. Ne iddia makamına ne kürsüye karşı en ufak bir sözümüz yoktur. En ufak bir kırılganlığınız, alınganlığımız yoktur. Çünkü şunu biliyoruz. Bir iddianame olarak yargı önüne gelecek iddiaların bu dosyada henüz Çağlayan Adliyesi’nin yedinci katında değeri yok. Yedinci kattan aşağı inmemiştir.
Bu metin; kes yapıştır, oradan topla, buradan topla, iftiraları al, “etkin pişmanlık” adı altında yerleştir. Uydurma belgeler koy, kanıt say, suç uydur, olmadı, değiştirdim. Son metne başka suçlar yaz. Sanıkları odaya çağırın. Olmadı sanıklara avukat gönder. Bir iki kelam et. Burada kalmayın. Sırrı’nı ziyaretçisi avukat Recep Seyhan, tarih 12.08.2025. Akşam cezaevine giriş saati 17:18. Kayıtlar istensin, kameralar istensin, incelensin. Kardeşim senin bu tutuklunun yanında ne işin var? Avukatı değilsin. Tanıdığı değilsin. Tutukludan ne talep ettin? Oradan kovulmaktan hiç utanmadın mı? Sırrı’yı dinlediniz. Sırrı’dan iftiracı olmaz. Sırrı’nın borsada değeri yoktur. Şimdi bunu tutanaklara geçirmemizin nedeni, borsa müptezellerinin de tarihe not olarak düşürülmesi.
Sayın Başkan, bu yargılama, bir feda yargılaması değildir. Siyasi savunma yapmıyoruz. Ancak bu insanları feda etmek de aklınızdan geçmiyor, geçmeyecektir. Beton duvarlar içinde, betona gömme arzusu taşıyanların, bunu sadece ikbal oldukları için yaptıkları da artık tartışılmıyor. Bunu da biliyoruz. Bu ikbal meraklıları, bugün dokunulmaz olabilirler. Yüksek yüksek makamlara terfi edebilirler. Ancak her denileni yapmaya devam ettikleri için, yarın Tarım Kredi Kooperatifi’nde bir imzayla müdür yapılırlar. Bayındırlık Bakanlığı’nda aidiyet memuru ise bir kolu çalışmayan iki parmak daktilo yazabilen memurumuz Satılmış Büyükcanayakın’ı nasıl kamu ihale uzmanı yapmışlarsa, bunları da karayolları deposunda ayniyet memuru yapabilirler. Hangi çünkü “emredersin”, “lütfedersin” demenin sonucu budur.
Bu çerçevede iddianameyi, sadece Eylem 22 üzerinden değerlendireceğiz. Şimdi iddianamede beş sanık yargılanıyor. Rüşveti veren Aziz İhsan Aktaş. Benim avukatlık yaptığım belediyelerde, danışmanlık yaptığım belediyelerde Aziz İhsan Aktaş’ın Anadolu’dan gelme bir lakabı vardır: Topal. Çöpçüler, çöp hizmeti yapan müteahhitler onu Topal diye aradılar. Şimdi bu şahıs ama bu kadar. Rüşveti veren. Rüşvet alan kim? İBB Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu. Rüşvete aracılık eden kim? Topalın müdürü. Bir milletvekilinin şoförü. SGK’lı çalışan şoförü. Şimdi burada bir tane daha sanık: Fatih Keleş. Ne demiş Çağlayan yedinci kat sakinleri yazıcılar? Örgütün suçtan elde ettiği haksız kazancın yönetiminde toplanmasından sorumlu olan örgüt yöneticisi. Müdürün adını geçirmiyor. Adı bu olayların hiçbir yerinde geçmiyor. Ama yazıcılar sanık yapıyorlar. Benim müvekkilimin suç ortağı! Bilerek yapıyorlar. İftiracı var. Suçunu itiraf eden müdürü var. Karşı tarafta da iki sanık var. E durum iki iki. Olmaz. Bir üç yapalım. Kimi koyalım? Şahsa Fatih Keleş çıkmış. Bu davayı bu iddiayla uzak yakın ilgisi yok. İddianamenin değerlendirilmesi aşamasında sayın Mahkeme’nin 22 No’lu eylem yerinden bu kağıt kalabalığını iade etmesi gerekiyordu. Sanık yazmışsında nerede kuvvetli suç şüphesi? Nerede bunun iddiaya dair ifadesi? Fatih Keleş’in de son anlık ifadesi. İddianamenin değerlendirilmesi, eksiksiz, etkin bir soruşturmanın yapılarak bir iddianamenin hazırlanmasını sağlamak, tek celsede duruşma ilkesine kapalı olmamalıdır. Sayın mahkeme, iddianamenin değerlendirmesi ve kovuşturma kararında bunu ya göze aldı, göz ardı etti ya görmedi. İlk talebimiz; ister şimdi fark ettik, ister sehven yazılmış deyin, bir ara kararı ile Fatih Keleş’i 22 No’lu eylemin sanıkları arasından çıkarmak, ayıklaya ayıklaya devam etmek hepimizi rahatlatacaktır.




Yorumlar kapalı.