İsrail 1956, 1967, 1973, 1982 savaşlarında Arapları hezimete uğratmıştı. Artık Araplar İsrail’e karşı bırakın savaşı, sert bir tavır koymaktan bile sakınıyorlar. İsrail son İran saldırısında Suriye, Irak ve Ürdün hava sahalarını kullanıyor; Şam, Bağdat ve Amman’dan herhangi bir itiraz yok…
Şii “devrim ihracı” ve Ortadoğu’da “Şii hilal” vasıtasıyla nüfuz kazanma politikası ve nükleer silahlanma hırsı Arapların da tepkisini çekerek İran’ı yalnızlaştırdı.
Fakat İran kolay pes etmeyecektir. Misillemesinin hayli sert olacağını Netanyahu da söyledi. Bu satırlar yazılırken İran 150 balistik füze ile missilleme yapıyor, savaş tırmanıyordu.
Fakat İran’ın askeri bakımdan ve iktisaden İsrail’le başa çıkması beklenmemelidir.
İran’daki rejimin toplumsal kapasitesinin çok yüksel olmadığı, Mahsa Emini’nin karakolda öldürmesi üzerine patlak veren protestolarında da görüldü. Yine de İran’daki rejimin düşebileceği şeklindeki yorumları ben aceleci buluyorum. Hele de Netanyahu gibi bir haydudun çağrısı üzerine, bir ayaklanma olmaz kanaatindeyim.
Siyonizm seküler bir Yahudi milliyetçiliği idi. Dini, milli bir unsur olarak alıyordu sadece.
Fakat İşçi Partisi lideri barışçı Başbakan Yitsak Rabin’in 1995’te fanatik Yahudi Yigal Amir tarafından öldürülmesi teokratik faşizmin işaretiydi. Yigal Amir, Başbakan Rabin’i niye öldürdüğünü şu sözlerle ifade etmişti:
“Rabin’i İsrail topraklarını Araplara veren ilk lider olduğu için; Tanrı, Tevrat, İsrail halkı için öldürdüm.”
Katil Yigal Amir’in bu yönü hakkında Michael Karpin ve Ina Friedman’ın “Murder in the Name of God” (Tanrı Adına Cinayet) adlı kitabı çok aydınlatıcıdır.
Hıristiyan Siyonizmi hakkında da Stephan Sizer’In kitabı değerli bir araştırmadır.
Bugün bu fanatik itikat İsrail’de iktidardadır. Netanyahu Tevrat’ı siyasetinin esası kabul eden bir aşırı sağcı olduğu gibi koalisyonu da dinci partilere dayanıyor.




Yorumlar kapalı.