Açıklamada, işgal altındaki topraklarda hukuki düzenleme yapma ve uygulama yetkisinin uluslararası hukukla sınırlandığı hatırlatılarak, söz konusu yasanın bu sınırları aştığı savunuldu. Bu çerçevede, işgalci güçlerin kendi hukuk sistemlerini sınırsız biçimde uygulayamayacağına dikkat çekildi.
Yasa metninde yer alan “terör eylemi”, “devlete zarar verme amacı” gibi ifadelerin geniş ve yoruma açık olduğu belirtilen açıklamada, bu durumun uygulamada keyfi kararların önünü açabileceği ifade edildi.
Açıklamada, düzenlemenin fiilen belirli bir kesimi hedef alacak şekilde uygulanabileceği ve farklı gruplar için farklı yargı süreçlerinin işletilmesine yol açabileceği değerlendirmesinde bulunuldu. Bu durumun eşitlik ilkesine aykırı sonuçlar doğurabileceği kaydedildi.
Dernek, idam kararlarının kısa süre içinde uygulanmasına yönelik düzenlemeler ile oybirliği şartının kaldırılmasının ve temyiz süreçlerinin sınırlandırılmasının adil yargılanma ilkeleri açısından sorunlu olduğunu belirtti. Bu uygulamaların hukuki güvenceleri zayıflattığı ifade edildi.
Açıklamada, söz konusu düzenlemenin Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi ile 1949 tarihli Cenevre Sözleşmesi gibi uluslararası metinlerle uyumlu olmadığı savunuldu. Özellikle idam cezasının kapsamının genişletilmesinin uluslararası standartlarla çeliştiği belirtildi.




Yorumlar kapalı.