Elde edilen verilere göre, bu artçı sarsıntılar 15 ila 20 kilometre genişliğinde sınırlı bir alan içerisinde yoğunlaşarak belirgin bir odaklanma gösterdi.
İstanbul’u etkileyen depremin büyüklüğü ve derinliği, ilk belirlemelere göre bölgesel sismik riskin yeniden değerlendirilmesine neden oldu.
Kandilli Rasathanesi’nin ölçümlerine göre, depremin odak derinliği orta seviyelerde bulunuyor. Uzmanlar, bu tür depremlerin, sığ depremlere göre daha geniş bir alanda hissedilmesine rağmen, yüzeyde yarattığı yıkıcı etkilerin daha sınırlı olabileceğini belirtiyor. Ancak, yapısal olarak zayıf binaların risk altında olduğu da vurgulandı.
Deprem sonrasında başlayan artçı aktivitenin büyüklükleri genel olarak 1.5 ile 4.0 arasında değişiyor. Bu sarsıntılar arasında zaman zaman halkın da hissedebildiği daha güçlü artçılar meydana geldi.
Kandilli Rasathanesi, 445 artçı depremin detaylı analizini yaparak, bunların çoğunlukla ana şokun meydana geldiği fay zonuna yakın bölgelerde yoğunlaştığını açıkladı.
Raporda, bu tür yoğun artçı dizilerinin büyük depremler sonrasında olağan olduğu ve fay üzerindeki stres dağılımının zamanla dengelenmeye çalıştığı ifade edildi.
Artçıların Coğrafi Dağılımı




Yorumlar kapalı.