Erdoğan-Trump görüşmesini değerlendiren Dışişleri Bakanı Hakan Fidan “CAATSA konusu bizim için aslında büyük bir sıkıntı. Mesela; milli muharip uçağımız KAAN’ın motorları için gerekli lisans şu an Kongre’de bekliyor. Bir an önce hayata geçip motorların gelmesi lazım ki, üretime başlayabilelim” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Trump’ın Beyaz Saray’daki görüşmesinin ardından ABD’nin Türkiye’ye uyguladığı CAATSA yaptırımlarının kaldırılıp kaldırılmayacağı tartışılırken Bakan Fidan’dan söz konusu yaptırımların KAAN projesini zora soktuğu açıklaması geldi. Yaptırımların müttefiklik ruhu ile bağdaşmadığını söyleyen Fidan, “İki NATO müttefiki ülke arasında, birbirlerinden alım yapmayı engelleyen yasal kısıtlamanın olması büyük bir problem. Almayı beklediğimiz F-35 ve KAAN’ın motorları ABD Kongresi’nde bekletiliyor. Motorların gelmesi lazım ki KAAN’ların üretimi başlayabilsin” dedi.
Türk Havacılık ve Uzay Sanayii haziranda imzalanan anlaşma ile Endonezya’ya 48 adet KAAN satılacağını, 6 ülkenin daha sipariş için sırada olduğunu açıklamıştı. Sözleşme kapsamında uçakların teslimatı için 120 aylık süre belirlenirken, ABD’den tedarik edilecek motorlarda yaşanan sıkıntı, Endonezya’ya satılması planlanan uçakların üretimini de riske soktu. 5. nesil yerli savaş uçağı projesi KAAN’ın ilk uçuşlarını ABD’den tedarik edilecek ve KAAN için dizayn edilmiş olan F-16 motorları ile gerçekleştirmesi, ilerleyen yıllarda ise Türkiye’de üretilen yerli motorlara geçiş yapılması planlanıyor.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Birleşmiş Milletler 80. Genel Kurulu kapsamında ABD’nin New York kentinde bulunan Türk Evi’nde Türk basın mensuplarıyla bir araya geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın temaslarını, Gazze için yürütülen diplomatik girişimleri, ABD ile ilişkileri ve Suriye meselesini ayrıntılarıyla anlatan Fidan, milli muharip uçağı KAAN konusunda yaşanan sıkıntıyı da dile getirdi. İşte o açıklamalardan ana başlıklarla öne çıkanlar…
FİLİSTİN’İN GELECEĞİ: Başkan Trump’a Gazze ile ilgili beklentilerimizi açık bir dille aktardık. Ateşkesin bir an önce sağlanması gerektiğini ve bölgeye insani yardım ulaştırmasının şart olduğunu söyledik. İsrail’in Batı Şeria’yı ilhak etmesinin asla kabul edilemeyeceğini, Gazzelileri ana yurtlarından göç etmeye zorlayacak her türlü girişime karşı olduğumuzun altını çizdik. Gündeme getirdiğimiz konularda olumlu bir ivmenin inşallah sağlanacağını ümit ediyoruz. Buna ilişkin ilk emareler var. İnşallah sonu da gelir.
DEVLETSİZ GAZZE PLANI: Sıcak savaş sona erdikten sonra Filistinlilerin kendi kendine yönetebildikleri, mali ve idari bağımsızlıkların olduğu bir pratiğe doğru eğrilmek lazım. Buna yönelik hazırlanan kağıt üzerinde çalışmalar var. Özellikle Filistin yönetiminin reform edilmesi meselesi var. (Hamas’ın tasfiyesiyle Gazze’nin geçici olarak uluslararası bir güce bırakılması) Bizim önümüze ‘Blair planı’ gibi net, somut konulan bir şey yok. Bizim muhatap olduğumuz, bir ateşkes ve Gazze’deki yaraların sarılmasıyla ilgili bir çerçeve planı. Buna yönelik müzakere süreçleri devam ediyor. Tabii burada hem Filistin tarafının hem İsrail tarafının bazı noktaları kabul etmesi gerekiyor. Biz Filistinler üzerindeki etkimizi kullanacağız. Amerikalılar da İsrail üzerindeki etkisini… Burada basına da yansıdığı gibi Tony Blair’e, özellikle uluslararası yardımların belki organizasyonunda bir rol verilebilir. O ayrı bir şey ama temas grubu ülkeleri olarak hassasiyetle üstünde durduğumuz konu, muhtemel bir ateşkes anlaşması sonrasında Gazze’yi yine Filistinlilerin yönetmesi.



