Stalin’in gizli kararnamesiyle harekete geçen Sovyet güçleri, Kırım Tatarlarına sadece 15 dakika tanıdı. Eşyalarını toplayacak, vedalaşacak zamanları bile olmadı. Kadınlar, yaşlılar ve çocuklar, ne uğruna olduğunu bilmedikleri bir sürgün yolculuğuna çıkarıldı. Hayatta kalma mücadelesi, henüz vagonlarda başlamıştı. Yaklaşık 250 bin kişinin yarısı, açlık, susuzluk, hastalık ve soğukla boğuşurken can verdi.
Bu trajedi, Kırım Tatarlarının ilk sürgünü değildi. 18. yüzyılda Rus Çariçesi II. Katerina’nın başlattığı asimilasyon politikalarıyla köklerinden koparılmaya çalışılan Kırım Tatarları, Stalin’in “Nazi işbirlikçiliği” bahanesiyle adeta hedef tahtasına oturtuldu. Oysa bu suçlamaların ardında herhangi bir hukuki ya da tarihsel kanıt yoktu. Amaç açıktı: Kırım’ı Tatar kimliğinden arındırmak.
Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla Ukrayna’ya bağlanan Kırım, 2014 yılında Rusya tarafından ilhak edildi. Uluslararası hukuka aykırı bu işgal, Kırım Tatarlarının yüzyıllardır süren dramını bir kez daha derinleştirdi. Kırım Tatarlarının demokratik temsil organı olan Kırım Tatar Milli Meclisi kapatıldı, üyeleri hedef alındı. Meclis başta olmak üzere pek çok kurum “aşırıcı örgüt” ilan edildi.
Kırım Tatarlarının sembol ismi Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu dahil birçok lider, kendi topraklarına girmeleri yasaklanarak susturulmak istendi. Rusya’nın uyguladığı sistematik baskılar, Kırım’da bir azınlık kimliğini dahi sürdüremez hale getirdi. Bir halk, ikinci kez vatanından koparıldı.
Sovyet zulmünden kaçanların sığındığı yer bir zamanlar Anadolu idi; bugün de aynısı yaşanıyor. Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırgan politikaları, Kırım Tatarlarını yeniden göç yollarına düşürdü. Savaş, bir halkın evini bir kez daha belirsizliğe sürükledi.
Kırım Tatarları için sürgün ne yalnızca bir tarih ne de arşivlerdeki tozlu belgelerden ibaret. Bu, hâlâ süren bir adalet arayışı, bastırılamayan bir kimlik mücadelesi. Her 18 Mayıs’ta yeniden anımsanan, yeniden yürekleri sızlatan bu acı, aynı zamanda bir milletin umutla sürdürdüğü “dönüş” hayalidir.
Kırım Tatarlarının evlerine, yurtlarına onurlarıyla dönecekleri o gün gelene kadar, bu tarih anlatılmaya, hatırlanmaya ve hatırlatılmaya devam edecek.




Yorumlar kapalı.