Biliyorsunuz CHP lideri Özgür Özel iktidara “Biz Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’na sonuna kadar güveniyoruz. Duruşmalar TRT’den canlı yayınlansın” çağrısında bulunmuş… Hatta CHP lideri Özel, bunu söylemde bırakmamış, İBB duruşmalarının TRT’de yayınlanması için bir kanun teklifi de vermişti… MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisin grup toplantısında CHP liderinin bu talebine “Mademki kendilerine güveniyorlar, TRT’de canlı yayınlansın, Türk milleti gerçekleri görsün, ak koyun kara koyun ortaya çıksın” sözleriyle destek vermişti. (8 Temmuz 2025)
Cumhurbaşkanı Erdoğan da Bahçeli’nin canlı yayın çıkışına “Sayın Bahçeli böyle dediyse bana göre gayet güzel bir takdirdir, hayırlı olur, inşallah diyelim” diyerek destek vermişti. (9 Temmuz 2025)
Sonuç elbette sürpriz olmadı, CHP’nin Meclis’e verdiği kanun teklifi dokuz ayın sonunda Meclis Genel Kurulu’nda AK Parti ve MHP’nin oylarıyla reddedildi. (2 Aralık 2025)
Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesindeki 1 No’lu salonda, Ekrem İmamoğlu’nun tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan’ın savunması, iktidarın bu davanın TRT’de canlı yayımlanmasını neden engellediğini bütün açıklığıyla gözler önüne seriyordu.
Savunmasına “Ben, Mehmet Pehlivan. Avukatım. 10 aydır yüksek güvenlikli bir hapishanede kapatılmış durumdayım. Bizim durumumuza tutukluluk denemez, ‘kapatılma’ denilebilir. Bu yüzden ‘kapatılma’ kavramını kullanacağım” sözleriyle başlayan Pehlivan “o” 1 No’lu salonda savunma yapmadı.
Yargının hakikatle, vicdanla, hukukla, adaletle bağını kopardığında nasıl siyasetin aparatı haline geldiğini anlatan felsefi bir hukuk manifestosuydu.
Salondaki manzara şöyle; Mehmet Pehlivan, cübbelerini giymiş üç yargıca şu sözlerle yargılamanın ABC’sini tane tane anlatıyor:
“Hukuk fakültelerinin daha başında öğretilen ve sorulan bir bilidir, dosyaya giren her delil, delil değildir. Öyle ki; Anayasa bile ‘kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez’ der. Bu yolla delil ve bulgu ayrımı yapar. Beylik laflar etmeye ve meseleyi tekniğe boğma niyetim yok. Ama bu ayrımı önemsiyorum ve hatta burada başka bir ayrımı daha yapmak istiyorum: ‘Delil ve bahane’ ayrımı. Normalde bir tutukluluk tedbiri için delil gerekir. Fakat öyle bazı davalar vardır ki, oralarda delile ihtiyaç çoktur.”
Pehlivan bu sözlerinin devamında bir yargıçta bulunması gereken özellikleri anlattı; ders iki.
Sonra hukuk dersi üç, hukuk dersi dört…
Düşünsenize bu duruşma TRT’den yayınlansaydı bütün Türkiye Pehlivan’ın yargıçlara yaptığı hukuk manifestosunu, siyasallaşan yargının tarih boyunca ülkelere, devletlere verdiği zararları, tahribatları dinleyecekti…




Yorumlar kapalı.