1. Haberler
  2. Ankara
  3. Gündem
  4. Mahfi Eğilmez TÜİK verilerini değerlendirdi: Genç nüfuslu ülke durumumuzu hızla kaybetmeye başladık

Mahfi Eğilmez TÜİK verilerini değerlendirdi: Genç nüfuslu ülke durumumuzu hızla kaybetmeye başladık

Yüksek enflasyon ve eğitim sisteminin nitelik kaybı, Eğilmez’e göre en önemli nedenler arasında yer alıyor. “Çocuklarını yeteri gibi yetiştirememek, iyi okutamamak endişesi güden ve bunun bilincinde olan aileler çocuk sayısını bire tutuyorlar” diyen Eğilmez, devlet okullarındaki kalite düşüşüne de dikkat çekti:“Benim çocukluğumda devlet okulları bugünün birçok özel okulunu aratmayacak kalitede eğitim verirdi. Artık durum böyle değil. O kaliteyi koruyan devlet liselerini de bozmayı başardık.”

Eğilmez yazısında, “Bu hızlı değişimin nedeni nedir?” sorusunu sorarak, “Doğurganlık hızını yeniden yükseltebilmek için üç çocuk sahibi olan kadınlara sınavsız devlet memuriyetine giriş hakkı vermek gibi son derecede yanlış ve liyakat sistemine aykırı bir yöntemi uygulamaya sokmak yerine bu değişime neden olan sorunları araştırıp onları giderici önlemler almak gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Toplam doğurganlık hızının en yüksek olduğu beş il Şanlıurfa (3,28), Şırnak (2,62), Mardin (2,32), Muş (2,23) ve Diyarbakır (2,20) en düşük olduğu beş il ise Bartın (1,12), Eskişehir (1,12), Zonguldak (1,15), Ankara (1,15), İzmir (1,17.)

Yüksek enflasyon ve eğitim sisteminin nitelik kaybı, Eğilmez’e göre en önemli nedenler arasında yer alıyor. “Çocuklarını yeteri gibi yetiştirememek, iyi okutamamak endişesi güden ve bunun bilincinde olan aileler çocuk sayısını bire tutuyorlar” diyen Eğilmez, devlet okullarındaki kalite düşüşüne de dikkat çekti:“Benim çocukluğumda devlet okulları bugünün birçok özel okulunu aratmayacak kalitede eğitim verirdi. Artık durum böyle değil. O kaliteyi koruyan devlet liselerini de bozmayı başardık.”

Avrupa Birliği ülkeleriyle karşılaştırdığımızda Türkiye 1,48’klik oranla AB’nin 1,38’lik ortalamasının üzerinde bir doğurganlık oranına sahip olmaya devam ediyor.

Doğurganlık hızının düşmesinin iki önemli göstergeye etkisi var. Bunlardan ilki toplumdaki yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki payı, ikincisi de hanehalkı büyüklüğü. Doğurganlık hızı azaldıkça nüfusun yenilenme hızı düşüyor ve yaşlı nüfusun oranı artıyor. Bu eğilimin devam etmesi halinde bugün yüzde 10’lara varmış olan 65 yaş ve üzeri nüfusun oranı 2080’de yüzde 25’e ulaşacak. Hane halkı büyüklüğü de doğurganlık oranının düşmesiyle birlikte azalıyor. 2008’de 4 kişi olan ortalama hanehalkı büyüklüğü 2024 sonunda 3,1’e gerilemiş görünüyor.

Sadece doğurganlık hızı değil, eğitimin niteliği açısından da Türkiye’nin geriye gittiğini savunan Eğilmez, “Sorunumuz yalnızca doğurganlık hızının düşmesi ve dolayısıyla yaşlı nüfus oranının artması değil. Biz nüfusun kalitesini de düşürmeye devam ediyoruz” diyerek uyarıda bulundu.

Bütün bunlar bize şimdiye kadar hep övündüğümüz genç nüfuslu ülke durumumuzu hızla kaybetmeye başladığımızı gösteriyor. Bu hızlı değişimin nedeni nedir? Doğurganlık hızını yeniden yükseltebilmek için üç çocuk sahibi olan kadınlara sınavsız devlet memuriyetine giriş hakkı vermek gibi son derecede yanlış ve liyakat sistemine aykırı bir yöntemi uygulamaya sokmak yerine bu değişime neden olan sorunları araştırıp onları giderici önlemler almak gerekiyor. Bu hızlı değişimin en önemli nedenleri arasında yüksek enflasyon, giderek bozulan gelir dağılımı yer alıyor. Çocuklarını yeteri gibi yetiştirememek, iyi okutamamak endişesi güden ve bunun bilincinde olan aileler çocuk sayısını birde tutuyorlar. Benim çocukluğumda devlet okulları bugünün birçok özel okulunu aratmayacak kalitede eğitim verirdi. Kimse çocuklarının iyi eğitim alamayacağından endişe etmezdi. Devlet okullarında eğitim alan çocuklar sınavlarda özel okullarda, kolejlerde okuyan çocukların gerisinde kalmaz, hatta çoğu kez önüne geçebilirdi. Artık durum böyle değil. O kaliteyi koruyan devlet liselerini de bozmayı başardık.

Ancak tabloya dair tek olumlu gelişme olarak, akraba evliliği oranlarındaki düşüşü gösterdi. “2010’da yüzde 5,9 olan bu oran 2024’de yüzde 3,3’e düşmüş” dedi.

Sorunumuz yalnızca doğurganlık hızının düşmesi ve dolayısıyla yaşlı nüfus oranının artması değil. Biz nüfusun kalitesini de düşürmeye devam ediyoruz. Okullarımız dünya sıralamalarında sürekli geriye gidiyorlar.

Sorunun çözümüne dair üç temel politika alanına dikkat çeken Eğilmez, şu üç maddeyi sıraladı:

Nüfus, aile ve doğurganlık meselelerinde tek olumlu gelişme akraba evliliği oranının da düşüyor olması. 2010’da yüzde 5,9 olan bu oran 2024’de yüzde 3,3’e düşmüş.

Türkiye’nin kaliteli nüfusu artırmak, doğurganlığı toplumun yenilenme düzeyine yeniden çıkarabilmek için çözmesi gereken üç önemli konuya bir kez daha dikkat çekelim: (1) Enflasyonlu yüzde 5’in altına düşürmek, (2) Gelir dağılımını olabildiğince düzeltmek (Gini katsayısını 35’ler düzeyine indirmek), (3) Eğitimi ucuzlatmak ve devlet okullarında eğitim kalitesini yükseltmek.

Eğitimin yalnızca bütçeyle değil, içerikle de ilgili olduğunu vurgulayan Eğilmez, nitelik sorununa da şu ifadelerle değindi:

Terörle mücadele sorununun çözüldüğü ifade edildiğine göre buraya ayırdığımız milyarlarca lirayı artık eğitime ayırma imkânımız var demektir. Bununla birlikte eğitimin kalitesini artırmak yalnızca parayla olacak bir şey değil. Verilen eğitimin niteliği de önemli. Orta öğretimde bilim ve uygulamaya dönük dersleri artırmak, ezber sistemini terk edip analitik eğitime dönmek şart. Eskiden bunları öğrensinler diye eğitimcilerimizi batı ülkelerine gönderirdik sanırım artık onları uzak doğu ülkelerine (Çin’e, Güney Kore’ye) göndermemiz gerekecek. Çin ve Kore’de küçücük çocuklara ana okullarında kreşlerde el becerisi, zeka ve analitik bakış açısı geliştiren eğitim tarzını sosyal medyadaki videolarda izlemek mümkün. Eğer bu düzeni burada kuramazsak nüfusu yenilememizin, doğurganlığı artırmamızın hiçbir anlamı olmayacak.

Son olarak, dünyanın eğitimde örnek aldığı ülkelerin değiştiğine işaret eden Eğilmez, “Eskiden bunları öğrensinler diye eğitimcilerimizi batı ülkelerine gönderirdik sanırım artık onları uzak doğu ülkelerine göndermemiz gerekecek. Çin ve Kore’de küçücük çocuklara ana okullarında kreşlerde el becerisi, zeka ve analitik bakış açısı geliştiren eğitim tarzını sosyal medyadaki videolarda izlemek mümkün. Eğer bu düzeni burada kuramazsak nüfusu yenilememizin, doğurganlığı artırmamızın hiçbir anlamı olmayacak.” yorumunu yaptı.

Eğilmez’in yazısı şu şekilde:

Mahfi Eğilmez TÜİK verilerini değerlendirdi: Genç nüfuslu ülke durumumuzu hızla kaybetmeye başladık

You Can Subscribe To Our Newsletter Completely Free

Don't miss the opportunity to be informed about new news and start your free e-mail subscription now.

Yorumlar kapalı.