Eğilmez, yapay zekâya karşı gelişen tepkinin yalnızca çalışanlarla sınırlı kalmadığını, öğrencilerin de mezun olduktan sonra iş bulamama endişesi taşıdığını belirtti. Bu durumun, tarihte makineleşmeye karşı gelişen Ludist hareketle benzerlik taşıdığına dikkat çeken Eğilmez, “Tekstil makinelerine karşı çıkan 19. yüzyıl işçileri gibi, bugün de birçok kişi yapay zekâyı potansiyel bir tehdit olarak görüyor” değerlendirmesinde bulundu.
İngiltere’de ortaya çıkan teknolojik gelişmeye başkaldırı niteliğindeki bu olayın dayanağı genç bir tekstil işçisi olan Ned Ludd’in 1799 yılında bir örgü makinesini kırarak ortaya koyduğu başkaldırıdan esinlendiği için bu tepki Ludizm olarak anılır oldu. Bugün Ludizm; teknolojik gelişmelerin özellikle emeğe olan gereksinimi düşürmesine karşı çıkış anlamında kullanılıyor.
Zihin emeğiyle yürütülen birçok mesleğin yapay zekâ karşısında er ya da geç değişim yaşayacağını ifade eden Eğilmez, bu sürecin yok oluşla değil, dönüşümle sonuçlanacağını savundu. “Muhasebecilikten öğretmenliğe, danışmanlıktan avukatlığa kadar birçok meslek yapay zekâyla birlikte yapı değiştirecek. Ama yok olmayacak” diyen Eğilmez, insan faktörünün özellikle hukuki süreçlerde hâlâ belirleyici olduğunu vurguladı.
Günümüz dünyasında önce Endüstri 4.0 ile başlayan ve kol emeğine olan gereksinimi neredeyse sıfırlayan buluşlar ve ardından da yapay zekâ ile ortaya çıkan hem kol hem de zihin emeğine gereksinimi oldukça azaltan gelişmeler sanayi devriminin yarattığından çok daha etkili olacak gibi görünüyor. Yapay zekâ, şimdiden pek çok görevi, özellikle de zihin emeği alanında, insanların elinden almaya başladı. Özellikle zihin emeği alanında öğretmenlikten muhasebeciliğe, danışmanlıktan avukatlığa kadar pek çok meslek ileride yok olmaya mahkûm kabul ediliyor. Ben öyle düşünmüyorum. Bu meslekler yapı değiştirecek, yapay zekâdan yararlanarak yürüyecek ama yok olmayacak.
Bir cinayet, katil ve ceza sistemini düşünelim. Ortada bir cinayet varsa bunu aydınlatacak bazı araştırmalara gereksinim vardır. Her şeyden önce olay yeri incelemesi ve değerlendirmesi yapmak gerekir. Sonra polisin bu incelemelerden yararlanarak katilin peşine düşüp onu yakalaması, savcıya teslim etmesi gerekir. Savcının olayı inceleyip, bağlantıları kurarak iddianamesini hazırlayıp mahkemeye sunması, hâkimin iddianameyi okuyup, avukatı da dinledikten ve gerekirse bilirkişi görüşü aldıktan sonra yasaya uygun olarak suçu tanımlaması ve cezayı vermesi gerekir. Bu çerçeve içinde kalırsak bunlardan ne kadarı ve hangi ölçüler içinde yapay zekâ aracılığıyla çözümlenebilir? Kanımca mevcut veriler, bulgular vb. yüklendikten sonra yapay zekâ yardımıyla olay çok daha objektif biçimde çözülerek sonuca ulaştırılabilir. Buna karşılık hala polise, savcıya, avukata ve hâkime gereksinim devam eder. Yapay zekâ, polisin, savcının ve hâkimin yerine geçemez ama onların bu tür sorunları daha hızlı ve objektif olarak çözerek sonuca ulaşmasına yardımcı olabilir.
Bir cinayet soruşturmasını örnek gösteren Eğilmez, olay yeri incelemesinden yargılamaya kadar olan süreçte yapay zekânın katkı sunabileceğini, ancak karar verici konumda olan polis, savcı, avukat ve hâkimin yerine geçemeyeceğini ifade etti. Yapay zekânın, süreci daha hızlı ve objektif hâle getirmede etkili olabileceğini söyleyen Eğilmez, “Veri ne kadar nesnelse sonuç da o kadar sağlıklı olur” dedi.
Bunun da sınırı yapay zekânın kullanacağı veri ve bilgi birikiminin ne kadar objektif olduğuna bağlıdır. İnsanoğlu, kendisini ve hemcinslerini yanıltma, algı saptırması yaparak başka şekilde düşünmeye itme konusundaki becerisini bu alanda da gösterirse yapay zekânın da yanlış sonuçlara varması söz konusu olabilir. Bununla birlikte benzer konularda farklı bilgiler girilmesi halinde yapay zekânın bir süre sonra onların arasından yanlışları ayıklayarak objektif sonuçlara varması önlenemeyecektir.
Özetle, yapay zekâ, tıpkı tekstil üretimine tekstil makinelerinin girmesinde olduğu gibi, işimizi elimizden almayacak ama işimizi bugünkünden farklı ve daha nitelikli biçimde yapmamıza yol açacak bir gelişme olarak karşımızda duruyor. Tekstil makinelerinin devreye girmesi üretimin standartlaşmasına, hızlanmasına ve ucuzlamasına yol açtı. Yapay zekâ da özellikle sosyal yaşamda, hukuksal kararlarda, ekonomi politikası oluşturmada, eğitimde iyi yolda kullanılırsa olumlu sonuçlar vereceğini düşünüyorum.
Yapay zekânın işlevselliğinin, beslendiği verinin niteliğine bağlı olduğunu belirten Eğilmez, “İnsanlar, yapay zekâyı yönlendirecek verileri çarpıtırsa, sonuçlar da çarpık olur” uyarısında bulundu. Ancak zaman içinde sistemin, farklı kaynaklardan gelen veriler arasında tutarlılık kurarak yanlışları ayıklayabileceğini, böylece daha nesnel bir sonuca ulaşabileceğini öngördüğünü kaydetti.
Sanayi Devrimi’nde üretimi standartlaştıran ve hızlandıran tekstil makinelerinin, işçilerin yerini almak yerine üretimi dönüştürdüğünü hatırlatan Eğilmez, yapay zekânın da benzer bir etki yaratacağını söyledi. Eğitim, hukuk, ekonomi politikası gibi alanlarda yapay zekâdan doğru şekilde yararlanılırsa, olumlu sonuçların alınabileceğini belirten Eğilmez, “Yapay zekâ, işimizi elimizden almayacak. Ama onu daha farklı, daha nitelikli yapmamızı sağlayacak” dedi.
Eğilmez’in yazısı şu şekilde:



