Şahin, Şubat ayının ikinci yarısından itibaren Avrupa ve Türkiye genelinde polar sistem oluşumlarının kuvvetle muhtemel olduğunu belirtti. Üst atmosferde yaşanacak önemli değişimlerin, Şubat ayının son 10 günlük diliminde soğuk hava dalgalarını tetikleyeceği öngörülüyor. Geçtiğimiz yıl kış mevsiminin kurak geçmesi nedeniyle baraj doluluk oranlarının gerilediği ve tarımsal rekoltenin düştüğü dikkate alındığında, beklenen bu sistemin yağış dengesi açısından hayati önem taşıdığı ifade ediliyor.
Küresel iklim modellerini değerlendiren Murat Şahin, La Nina döngüsünün sona yaklaştığını ve modellerde El Nino gelişiminin netleştiğini ifade etti. Deniz yüzey sıcaklıklarındaki artışın, kuvvetli fırtına oluşumları için uygun bir zemin hazırlayacağını vurgulayan Şahin; kasırga, hortum ve zarar verici diğer ekstrem meteorolojik olaylarda dünya genelinde ve bölgede artış yaşanabileceği konusunda uyardı.
Geçtiğimiz yıl Türkiye’de kış yağışlarının yetersiz kalması, özellikle metropollerdeki içme suyu barajlarını kritik seviyelere indirmişti. Ankara ve İzmir gibi kentlerde yaşanan su yönetim zorlukları ve çiftçilerin yaşadığı sulama problemleri hafızalardaki yerini korurken, Şahin’in işaret ettiği “polar sistem” yağışlarının bu açığı kapatıp kapatmayacağı merak konusu. Ancak uzmanlar, El Nino ile birlikte gelecek olan “kuvvetli fırtına” riskine karşı da hazırlıklı olunması gerektiğini hatırlatıyor.
Pasifik Okyanusu’nun ekvatoral kesimindeki deniz yüzey sıcaklıklarının normalden daha düşük olması durumudur. Bu fenomen, küresel rüzgar akışlarını etkileyerek dünya genelinde belirli bölgelerde aşırı yağışlara veya alışılmadık kuraklıklara neden olan bir iklim salınımıdır.
Doğu Büyük Okyanus’un ekvatoral sularındaki deniz yüzey sıcaklıklarının normalden daha fazla ısınmasıyla karakterize edilen doğa olayıdır. El Nino dönemi genellikle küresel çapta sıcaklık artışları, şiddetli fırtınalar ve deniz yüzeyi ısınmasına bağlı olarak gelişen ekstrem hava koşulları ile ilişkilendirilir.




Yorumlar kapalı.