T24’ten Namık Durukan’ın haberine göre, “uzun süre Öcalan’la görüşen biri” olarak süreci aktaran Buldan, 2024 yılında yeniden başlayan temaslarla birlikte İmralı’da üç görüşme gerçekleştirdiklerini söyledi. Bu görüşmelerde Öcalan’ın barış, Türk-Kürt ittifakı ve Ortadoğu’nun demokratikleşmesi üzerine yoğunlaştığını aktaran Buldan, “Sayın Öcalan, bu mesele silahla çözülmez; barıştan başka çıkış yolu yok diyerek net bir tutum ortaya koydu” dedi.
Buldan’ın konuşmalarındaki satır başları şöyle:
Yaklaşık on yıl aradan sonra tekrar İmralı görüşmeleri başladı ve bir kez daha Öcalan’la görüşme, onunla tartışma ve sohbet etme gibi önemli ve anlamlı bir sürecin içerisine girdik. 2010-2011’de başlayan, belki devlet heyeti ile yapılan görüşmelerden hemen sonra 2013 yılında uzun süre İmralı adasında sayın Öcalan’la görüştüm. İdris Baluken arkadaşımızla birlikte o sürecin içerisinde yer alan insanlarız. Bir on yıl ara verildi. Bu on yıl belki de heba edilen bu fırsatı değerlendirme şansını elinden kaçıran, çözüm, çatışmasızlık, barış gibi kavramları o dönümde konuşmamıza rağmen ne yazık ki bir başarı elde edilmedi. Ancak araya bir on yıl girmesi ile birlikte, yani sadece siyasi heyetlerin değil, avukatlarının, ailesinin, hiç kimsenin gitmediği, görüş yapmadığı; kendisi ile irtibat kurmadığı bir on yıl geçti. O on yıldan sonra 2024, yani 2025’e girmeden hemen önce Ocak ayında tekrar bu temasların başlaması ile birlikte sayın Öcalan’la görüşmelerin başladığını herkes biliyor zaten.
Siyasi heyet olarak üç görüşme yaptık. Her üç görüşmede de aslında sayın Öcalan’ın ifade ettiği şey barış, Türk ve Kürt ittifakı, Türkiye’nin ve Ortadoğu’nun demokratikleşmesi. Bu üç kavram üzerinde oldukça yoğunlaşan ve bunların gelişmesi ile birlikte aslında bir barış sürecinin inşa edilmesine dair çok geniş çözümlemeler, değerlendirmeler; bununla birlikte aslında yapılması gerekenler konuşuldu.
İlk görüşmemizde ’50 yıl isyanla geçti’ dedi. ‘Kürtlerin isyan tarihi 50 yıl önce aslında başlayan bir şey. Fakat bunun nedenleri Kürt halkının inkarı, Kürt kimliğinin inkarı, dilinin yasaklanması; bunlar bizi isyana zorladı’ dedi. ‘Fakat 50 yıldan sonra son 20-25 yılımı artık silahlı, çatışma ile bu meselenin çözülmeyeceğine dair bir fikir oluştu bende. Dolayısıyla bir barış sürecinin yada barışın başlayabilmesi için yeni bir hamleye, yeni bir mücadele sürecine ihtiyaç olduğundan’ bahsetti. Bunu söylerken 50 yıl öncesinde Türklerin ve Kürtlerin cumhuriyetin kuruluşu ile birlikte aslında birlikte hareket ettiğinin altını çizdi.
Atatürk döneminden özellikle, Atatürk’ün Kürt’lere nasıl yaklaştığını, İsmet İnönü’yü yanında tutarak bunu nasıl başardığını ifade eden bir değerlendirme yaptı. ‘Ancak şu andaki mevcut durum o 50 yıl önce Atatürk’le İsmet İnönü’nün birlikteliğini anlamayan bir yerden sürece bakıyor’ dedi. ‘Dolayasıyla Kürtlerin ve Türklerin bir araya gelebilmesi için, Kürt ve Türk ittifakının gerçekleşebilmesi için herkesin geçmişi bir kez daha gözden geçirmesine ihtiyaç var. Bunun için ben çok düşündüm, kararımı verdim, barışmaktan başka; silahlara veda etmekten başka bir çözümün olmadığı kanaatine vardım. Şimdi sıra silahlara vedada ve barista.’




Yorumlar kapalı.