Adil Topçuoğlu’nun ahşapla olan bağı, yaklaşık 15 yıl önce oğluna bir oyuncak kale yapma isteğiyle başladı. Kendi imkânlarıyla kaba ahşap parçalarına şekil veren Topçuoğlu, yeteneğinin farkına vardıkça eserlerini genişletmeye başladı. Yapılan tek bir kale, zamanla evleri, ağaçları ve insan figürleriyle yaşayan bir köye dönüştü. İstanbul’dan Arapgir’e uzanan bu serüvende, amatörce atılan ilk adımlar bugün profesyonel bir zanaatkârlığın kapılarını araladı.
Topçuoğlu’nun çalışmalarını sıradan maketlerden ayıran en büyük özellik, hepsinin mekanik bir hareket kabiliyetine sahip olması. Eski zamanlarda teknolojinin henüz gelişmediği dönemlerde insanların rüzgâr, su ve hayvan gücünden nasıl faydalandığını modellerine aktaran usta, yeni nesle tarihin sessiz tanıklarını anlatıyor. Su değirmenlerinin dönüşünden, eski mahalle yaşamının günlük telaşına kadar her detay, Topçuoğlu’nun parmak uçlarında can buluyor.
Adil Topçuoğlu’nun ünü sadece Arapgir ile sınırlı kalmadı. Çanakkale Savaşı’nın destansı mücadelesini ses efektleri ve hareketli unsurlarla Konya’daki bir okul için tasarlayan usta, Akşehir Belediyesi için de Nasreddin Hoca temalı özel maketler hazırladı. Kapadokya’nın ikonik balonlarını ahşapla buluşturan sanatçı, eserleriyle hem çocukların meraklı bakışlarını üzerine çekiyor hem de yaşlıların geçmişe dair özlemlerini gidererek onları duygusal bir yolculuğa çıkarıyor.
Çalışmalarını dedesinden miras kalan ve özenle restore edilen evinde kurduğu atölyede sürdüren Topçuoğlu, her bir parçayı büyük bir sabırla işliyor. Arapgir’in eski mahallelerini aslına uygun şekilde minyatürleştiren sanatçı, bu eserlerin birer eğitim aracı olduğunu savunuyor. Geçmiş yaşam kültürünü bilmeyen gençlere, atalarının nasıl bir dünyada yaşadığını görsel ve hareketli bir şölenle sunan Adil Topçuoğlu, ahşaba sadece şekil değil, aynı zamanda bir hafıza kazandırıyor.




Yorumlar kapalı.