Kuzugöbeği mantarını bu kadar değerli kılan şey, sadece gurme restoranların menülerini süsleyen o eşsiz, fındıksı ve etli lezzeti değil, aynı zamanda zor bulunması. Ticari olarak üretimi neredeyse imkansız olan bu mantar, sadece doğada, belirli koşullar oluştuğunda kendiliğinden yetişiyor. Özellikle yağmurlu ve nemli havaları seven kuzugöbeği, topraktan fırladığında toplayıcıları için büyük bir sevinç ve önemli bir geçim kaynağı oluyor.
Aksekili köylüler tarafından toplanan bu mantarların, dondurulmuş halinin kilosunun internet üzerinden 2.500 TL gibi rekor bir fiyata satılması, ekonomik değerinin ne kadar yüksek olduğunu gözler önüne seriyor.

Bölge halkı için kuzugöbeği mevsimi, bir gelenek. Yağmurun toprağı doyurduğu günlerin sabahında, tecrübeli toplayıcılar sepetleriyle birlikte çam ve sedir ağaçlarının altlarını, yaprakların arasını karış karış arıyor. Adeta bir dedektif gibi iz süren köylüler, çam iğneleri arasında kamufle olmuş bu değerli mantarı bulabilmek için nesilden nesile aktarılan bilgilerini ve tecrübelerini kullanıyor.
Kuzugöbeği mantarı ne kadar değerli ve lezzetliyse, onu taklit eden sahte türler de bir o kadar tehlikeli. Uzmanlar, kuzugöbeğine çok benzeyen ancak oldukça zehirli olan “sahte kuzugöbeği” türlerine karşı vatandaşları önemle uyarıyor.




Yorumlar kapalı.