Özel, soruşturmayı yürüten savcının ellerinde somut delil bulunmadığını belirterek, “MASAK raporu tamamen boş çıktı. Altına imza atacak kimse bulunamayınca bir uzman yardımcısı imzalamış. Rapor, içinde ne kanıt ne de ciddi bir bulgu barındırıyor. Avukatlar, söz konusu işlemlere dair ikna edici açıklamaları sundular ve bunlar savcılıkça kabul edildi,” dedi.
Soruşturmanın tek dayanağının birbiriyle çelişen gizli tanık ifadeleri olduğunu vurgulayan Özel, bu ifadelerde İmamoğlu’na dair somut suç isnatlarının bulunmadığını, tanıkların yönlendirilmiş ifadeler verdiğini savundu.
Özgür Özel, soruşturmanın yönünü değiştirmek için savcılığın tanıkları yönlendirmeye çalıştığını öne sürerek şu iddialarda bulundu:
Ayrıca cezaevinde bulunan kadın tutuklulara yönelik ciddi baskılar olduğunu söyleyen Özel, “Kadınlar, SEGBİS bağlantısıyla savcılar tarafından aranıyor. Kendilerine ‘Anlatmazsan çocuklarını yıllarca göremezsin’ denilerek tanıklık yapmaya zorlanıyor. Ardından, ‘Hazırlanırsan seni tekrar dinleriz, serbest kalabilirsin’ mesajları iletiliyor,” ifadelerini kullandı.
Özel’in konuşmalarından satır başları şu şekilde:
“İşte Ekrem Başkan’ın bahsettiği, dua ettiği yüzlerce gençten biri de o otobüsün peşinden koşup koşup koşup koşup, ‘Ekrem Başkan, Ekrem Başkan’ deyip, otobüsü durdurup, orada dönüp de ‘Her şey çok güzel olacak, Ekrem Abi’ diyen Berkay kardeşimdir. Bugün Silivri zindanlarında Ekrem İmamoğlu’yla ‘Her şey çok güzel olacak’ diyen, gelecek umudumuzun adı Berkay’ı aynı zindana koyanlar, Türkiye’nin önünü tıkayanlardır. Ama bunu başaramayacaklar. İftar sofralarında çok uzun konuşmuyorum. Ancak hem Ekrem Başkan, hem içeride haksız tutulan çok sayıda kişi için kritik bir evredeyiz. Öyle bir hukuksuzluk var ki, İmamoğlu‘na karşı darbe ve kumpas soruşturması savcısı çaresiz bir yere sıkıştı. Algıyı çok yükseltmişti. MASAK raporundan bahsetti. Bomboş. Altına imza atacak kimseyi bulamayıp uzman yardımcısına imzalattırdıkları, onun da sorumluluk almayan cümleler kurduğu, hiçbir şeyi ispatlamayan, bütün hareketleri Ekrem Başkan’ın, Murat Başkan’ın, Resul Emrah Şahan’ın ve diğer arkadaşlarımızın avukatları tarafından izah edildiği. Örneğin ‘Bu para nedir?’ ‘Budur’ denilince ‘Pardon’ deyip, ikna oldukları. MASAK raporunun boşaldığı, kanıtların olmadığı, eldeki tek şeyin birbiriyle çelişkili ifadelerle dolu gizli tanık ifadeleri olduğu, onların da yaptıkları iftiraların örneğin Ekrem Başkan’la hiç ilgisi olmayıp Recep Tayyip Erdoğan’a en yakın firma için bile eline verilen listede olduğu için, iftiralara suçüstü yakalanınca sıkıştılar.”
“Şimdi ne yapıyorlar? Bütün Türkiye’ye, bütün televizyon kanallarına, namuslu bütün gazetecilere, AK Parti’de, MHP’de siyaset yapıyor olsun, vicdanında şu kadar bir merhamet kalmış olan herkese, Türkiye’deki herkesin vicdanına şikayet ederiz ki suç yok, elde delil yok, çaresizlik büyük. Şimdi bu rezaleti örtbas etmek için dosyanın içini şimdi doldurabilmek için, kendine yeni gizli tanıklar, yalandan itirafçılar, iftira atacak birilerini arayan bir savcı ile karşı karşıyayız. Ekrem İmamoğlu’nun 10-15 yıl önce Beylikdüzü’nden tanıdığı insanları, komşularını savcılığa çağırıp tanıklık yapmaya zorluyorlar. ‘Siz iş yaptınız mı, geçmişte alışverişiniz oldu mu, karşılığında bir şey verdiniz mi? Belediye başkanlığı sırasında kendisi, çevresi sizden bir şey istedi mi? İstemiştir. Olduğunu biliyorum. İtiraf etmezsen yalancı tanıklıktan seni içeriye atarım’ diye sahte, korkutan ve yalan ifadeye zorlayan çabalar var. Diğer taraftan cezaevinde tutuklu kadınları, SEGBİS bağlantısı ile arayıp, ‘Bana anlatacağın bir şey varsa bu son şansın. Yoksa bir daha seni dinlemem. Çocuklarının yüzünü yıllarca, belki 10 sene göremezsin’ deyip 3-4 yaşında evladı olan kadın tutukluları zorluyor, ardından da yanına birini yolluyor. ‘Savcı kızdı ama sen onun dediği gibi bir şeyler söylersen, hazır olursan yine söyleriz. Seni dinler. Buradan çıkar yarın gidersin’ dedirtilmektedir.”




Yorumlar kapalı.