Özel’in açıklamaları şu şekilde:
Geçen hafta 39’uncu ilçeyi Ataşehir’de tamamladık, istisnasız bir şekilde. 91’inci eylemde Kocaeli’ndeydik. Hukuksuzluklar, adaletsizlikler, haksızlıklar, tarihin görülmediği bu zulüm, görmediği bir zulüm ve üzerimize yargı erkini elinde bulunduranların yürütme erkinin emrine girmesiyle birlikte yaptıkları siyasi operasyonlar sürdükçe mücadelemiz devam edecek. Ben İstanbul il örgütümüze 39 ilçe başkanımıza ve örgütümüze bugüne kadarki mücadeleleri, İstanbul’da katılan milyonlar için, Anadolu’da katılan milyonlar için Türkiye ittifakının mensubu tüm demokratlara yürekten teşekkür ediyorum. Tarih bu tarihi mücadeleyi yazacak ve yarın akşam ilçe mitinglerini tamamladık, üçüncü bölgedeki ilçeler adına yapacağımız Bakırköy’deki bölge mitingiyle devam ediyoruz. Üç, iki, bir diye bölgeleri sayıp 18 Mart akşamı da hep birlikte o tarihi gecede İstanbul’da ayakta olacağız.
Cumartesi günü İstanbul’da mübarek ramazanın üçüncü gününde Saadet Partisi’nin düzenlediği iftara katıldık. Genel Başkan Sayın Mahmut Arıkan’a teşekkür ediyorum. Deva Partisi’nin, Gelecek Partisi’nin ve Yeniden Refah Partisi’nin sayın genel başkanları oradaydı. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Genel Başkan Vekili oradaydı ve oturduk iftar yaptık. İftarda kürsüde siyaset yoktu. Sadece Gazze, Filistin vardı. Her konuşan Türkiye’nin özlediği bu güzel masa dedi. İftar bitti dağıldık, artık iktidarda kalmayı sadece kötülüğe endekslemiş olanlar, kendilerinin içinde olduklarını dahi fark etmeden muhalefetin bir arada olmasını, birlikte iftar yapmasını, hal hatır sormasını, beraber Filistin davasına sahip çıkmasını öylesi gözlerini kör etmiş ki kötülük, masadaki AK Parti Genel Başkan Vekilini bile görmeden o masaya döndüler ve dediler ki ‘Bu iftarı Saadet Partisi yapmadı. Bu iftarı İstanbul Büyükşehir Belediyesi yaptı. Onun kaynaklarıyla yapıldı.’ Tabii bu Saadet Partilileri, milli görüş hareketinin sadık savunucularını çok üzdü. Biz de çok rahatsız olduk. Aslında sonra da bu tartışmalar sürerken bir Saadet Partili bana böyle tuttu kolumu dedi ki geçen ‘Genel Başkanım sen onlara bakma. Zaten iftarı İBB kasasından verenler AK Parti’ye gitmişti. Kendi cebinden dayanışmayla iftar yapabilenler milli görüşün Saadet Partisi’nde devam ediyorlar.’ Kişiler kendinden biliyor işi.
Ama iktidar öyle zor bir durumda ki meydanlardan korkuyor, tartışmaktan korkuyor. Karşımıza çıkmaktan korkuyor. Belediyelerimize çöküyorlar. ‘Ne yapıyorsun’ diyorum. Gel Aydın’da koyalım sandığı, Aydınlılar karar versin Aydın’ı kimin yöneteceğine. Geçen sefer bir karar verdiler. Sen tehditle ya bize katılacaksın ya Silivri’ye atılacaksın diye topuklayıp kaçana karşı koyalım sandığı. Gaziosmanpaşa’da koy bakalım sandığı Hakan’ı mı seçiyorlar yoksa senin o bilmem ne yöntemiyle oraya getirdiğin kabiliyetsizi mi seçiyorlar? Koy bakalım CHP’den seçilip de sizin tehditle, şantajla, onunla bununla parti değiştirmeye zorladığınız yerlerde sandığı, ondan kaçıyorlar. Emekliden korkuyorlar, işçi sesini yükseltiyor, irkiliyorlar. En sonunda muhalefetin iftar sofrasından korkar olmuşlar. Köşe yazarları yazıyor ki ‘Baktım oraya neyi gördüm?’ Neyi gördün? ‘Altılı masayı gördüm. ‘Yok üstünde şu vardı altında bu vardı.’ O masada Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Genel Başkan Vekilinin olduğunu dahi göremeyip bir iftar masasından husumet çıkarmaya çalışanlara sözüm şudur: Vallahi de billahi de iyilik kazanacak kötülük kaybedecek. Helal lokma yiyenler kazanacak. Haramzadeler kaybedecek. O masada kardeşliği görenler kazanacak. O masadan düşmanlık çıkaranlar tarihe gömülecek.
Her yıl Şubat ayının son haftası, vergi haftası. Vergi haftasının içindeyiz. Türkiye’nin Avrupa’nın en adaletsiz vergi düzeni olan ülkesi olmasından dolayı kutlanacak bir hafta değil utanılacak bir haftaya dönüştü. Türkiye’nin AK Parti’nin kara düzenindeki vergi meselesini olabilecek en basit şekilde anlatan bir grafiğimiz var. Türkiye’de 100 lira vergi toplanıyor. Gerçekleşmesi 65 falan oluyor da çünkü buradan beklediğini alamayınca yüzdeye yansıyor. Bu seneki niyetleri dünyanın en adaletsiz vergisi dolaylı vergiler, yüzde 62.4. Kim veriyor bunu? Bu işçi kardeşim veriyor. Bu elinde çocuğuyla ev hanımı kardeşim veriyor. Bu çiftçi veriyor, bu emekli veriyor. Hemşire hanım veriyor, doktor hanım veriyor. Bu vergiler dünyanın en adaletsiz vergisini toplam verginin yüzde 62.5. Elektrik yakınca verdiğin vergi, doğal gaza verdiğin vergi, çocuğuna üst baş ayakkabı alırken verdiğin vergi. Parayı verip karşılığında fişi aldığında parayı verdiğin anda ödediğin vergi 62.5. Kalanı gelir vergisi. Mavi yakalı ya da devlet memuru, kim maaş alıyorsa ondan kesilen yüzde 25,5. Geriye ne kalıyor? Yüzde 11. Kurumlar vergisi, bu sırıtan zengin kardeşimden. Esas parayı kazanandan, dünyada esas vergiyi verenlerden Türkiye’de yüzde 11 alınıyor. İşçiden, emekliden, emekçiden, memurdan, çiftçiden alınan vergilerin toplamı yüzde 62. Kazanandan ve kar edenden para kazanandan alınan vergilerin oranı yüzde 11. Böyle bir adaletsizliğin içindeyiz.
Türkiye’de ayrıca Özel Tüketim Vergisi alınıyor. İlk çıktığında lüks vergisi demişlerdi. Duyunca ‘Lüks harcama yapanlar çok versin. Hiç olmazsa zorunlu harcama yapandan, çocuğuna mont alandan okul için kırtasiye alandan daha makul vergi alınır’ diye düşünüyorsun. Şu anda lüks vergisi diye başlayan adı ÖTV olan vergi alınıyor. Tırnak makasında var. Mutfak tüpünde var. Doğal gazda var. Yani olmazsa olmaz herkesin ihtiyaç duyduğu her şeyde ÖTV var. Neyde yok lüks vergisi diye getirdikleri vergi? Elmasta, pırlantada yok. O hani AK Parti Eskişehir Milletvekilinin oyları Eskişehir’de İYİ Parti’den alan sonra AK Parti’ye kaçan milletvekilinin taktığı saatinde lüks vergisi yok. Ama sen gidip mutfak tüpü aldığında doğalgaz parası ödediğinde ÖTV var. Türkiye’de vergi öyle bir hale geldi ki anlatılması farkındalığının yaratılması ve hesabının sorulması belki Türkiye’nin önümüzdeki dönem hem seçimine damga vuracak hem de gelen iktidara kimden vergi alacağını, kimden daha az alacağını, kimi kayıracağını ortaya koyan ilk ve en önemli temenni olacak, görev olacak o iktidarın birinci görevi bu olacak.




Yorumlar kapalı.