Konuşmasına 23 Nisan’ın tarihi önemini vurgulayarak başlayan Özgür Özel, günümüzde hem ulusal egemenliğin hem de çocukların “ağır saldırı altında” olduğunu savundu. Türkiye’de 8,5 milyon çocuğun yoksulluk çektiğini belirten Özel, OECD verilerine göre Türkiye’nin çocuk yoksulluğunda Kosta Rika’nın ardından ikinci sırada yer aldığını hatırlattı.
Eğitimin sınıfsal bir meseleye dönüştüğünü ifade eden Özel, çocukların güvenliğine ilişkin eleştiriler yöneltti.
Bir yanda özel servislerle giden çocuklar varken, diğer yanda tuvalet musluğundan su içmek zorunda kalan ve beslenme çantası boş olan çocukların bulunduğunu söyledi.
Her yıl ortalama 180 bin çocuğun suça bulaştığını, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan örneklerde olduğu gibi çocukların cinayet işleme noktasına geldiğini belirtti.
MESEM (Mesleki Eğitim Merkezleri) üzerinden çocukların ucuz iş gücü haline getirildiğini iddia eden Özel, son 13 yılda 852 çocuğun iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiğini açıkladı.
Özel, konuşmasının önemli bir kısmını yargı sistemine ve “vesayet” iddialarına ayırdı. 1921 yılı Meclis tutanaklarından örnek veren Özel, o dönemde yürütme amirlerine verilmek istenen tutuklama yetkisine “siyasi rakipleri hapse atmak için kullanılır” diyerek itiraz eden Tunalı Hilmi Bey’in endişelerinin bugün gerçeğe dönüştüğünü savundu.
“19 Mart Darbesi” nitelemesini kullanan Özel, yargıdaki atamaları ve kararları şu sözlerle eleştirdi:
Türkiye’nin “Terörsüz ve Demokratik Türkiye” sürecinde olduğunu ve partisine yönelik kapatma davası tartışmalarına rağmen bu süreci savunduklarını belirten Özel, meşruiyetin tek adresinin sandık olduğunu vurguladı.




Yorumlar kapalı.