İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi ve Türk Ceza Kanunu’nun mimarlarından Prof. Dr. Adem Sözüer, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) bireysel başvuru kapsamında verdiği kararların uygulanmaması üzerine kapsamlı bir değerlendirme kaleme aldı. Yazısında, özellikle tutuklu Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Şerafettin Can Atalay hakkında verilen AYM kararlarına rağmen yaşanan süreci ele alan Sözüer, ortaya çıkan tablonun anayasal ilkelerle bağdaşmadığını belirtti.
Meclis’te AYM’nin Can Atalay kararı okundu: Can Atalay TBMM’ye geri mi dönecek?
Prof. Dr. Sözüer, AYM’nin verdiği ihlal kararlarının yerine getirilmesinin yalnızca bir etik veya siyasi tercih değil, Anayasa’nın açık hükmü gereği hukuki bir zorunluluk olduğunu hatırlattı. 1982 Anayasası’nın 153. maddesi ve Anayasa Mahkemesi Kanunu’na atıf yapan hukukçu, Şerafettin Can Atalay hakkında verilen iki ayrı ihlal kararının hem ilk derece mahkemeleri hem de Yargıtay tarafından yerine getirilmediğine dikkat çekti.
Yazıda, Atalay hakkında verilen ikinci AYM kararının ardından yetkili mahkemenin dosyayı işlem yapmadan doğrudan Yargıtay 3. Ceza Dairesi’ne gönderdiği hatırlatıldı. Yargıtay’ın da AYM kararının bağlayıcılığına açıkça itiraz eden bir karar vererek süreci anayasal sınırların dışına taşıdığı belirtildi.
Sözüer’in en dikkat çekici değerlendirmelerinden biri, Anayasa’nın 14. maddesiyle ilgili oldu. Atalay’ın dokunulmazlık kapsamı dışında tutulmasının dayanağı olarak gösterilen bu maddeye ilişkin olarak Sözüer, “14. madde doğrudan uygulanabilir nitelikte değildir, yorum yoluyla suç kapsamı genişletilemez. Bu, kanunilik ilkesine aykırıdır” ifadelerini kullandı.
Prof. Sözüer’in açıklamaları, geçtiğimiz günlerde TBMM’de yaşanan AYM kararının “okunması” tartışmasının ardından geldi. 16 Nisan 2025’te TBMM Başkanvekili Gülizar Biçer Karaca tarafından, Anayasa Mahkemesi’nin Can Atalay hakkındaki hak ihlali kararı Genel Kurul’da resmen okutulmuştu. Ancak bu adım, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un sert tepkisini çekmiş, “yetki aşımı” ve “hukuken yok hükmünde” ifadeleriyle okumanın geçersiz olduğunu savunmuştu.




Yorumlar kapalı.