Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, 2021’de uygulanan Marmara Denizi Eylem Planı kapsamında müsilajın temizlendiğini açıklamıştı. Ancak denize bırakılan evsel ve sanayi atıklarının önüne geçilmemesi, havaların ısınmasını beklemeden müsilajın tekrar ortaya çıkmasına neden oldu.
Prof. Dr. Sarı, Marmara Denizi çevresindeki yedi ilin atıklarının en iyi ihtimalle sadece yarısının arıtıldığını, geri kalan kısmının doğrudan denize karıştığını belirterek şu uyarıyı yaptı:
“Bu denizin çöküşünü izliyoruz. Belediye atıkları, sanayi atıkları ve bireysel kirlilik birleşince deniz alarm veriyor. Müsilajın ana sebebi insan kaynaklı kirlilik. Sanayi tesisleri, organize sanayi bölgeleri, belediyeler, bireysel tüketiciler bu konuda sorumluluklarını yerine getirmeli. Çünkü deniz, kendini artık temizleyemiyor.”
Marmara Denizi Eylem Planı’nda, tüm atık su arıtma tesislerinin ileri biyolojik arıtma sistemine dönüştürülmesi hedeflenmişti. Ancak üç yılda evsel atıkların arıtılma oranı yalnızca yüzde 0,7 oranında artırıldı. Bu ilerlemenin yetersiz olduğunu vurgulayan Sarı, şunları söyledi:
“Özel sektör, bir litre bile arıtılmamış atığı denize veya dereye bırakmamalı. Belediyeler, eksik çalışan arıtma tesislerini devreye sokmalı. Merkezi yönetim ve yerel yönetimler birlikte etkin bir denetim mekanizması kurmalı. Kağıt üzerinde her şey mükemmel görünüyor ama denize daldığımızda her 30 metrede müsilajla kaplı canlılar görüyoruz. Eğer herkes işini doğru yapıyorsa bu müsilaj neden var?”
Sarı, Marmara Denizi’ne dökülen 200’den fazla akarsuyun büyük bölümünün atık kanalına dönüştüğünü ifade ederek Nilüfer Çayı, Gönen Çayı, Harami Dere, Kurbağalı Dere, Ergene, Biga Çayı ve Çanakkale Çayı gibi akarsuların sanayi atıklarıyla kirletildiğine dikkat çekti.
“Örneğin Bursa’daki Nilüfer Çayı, kente girmeden önce içme suyu kalitesinde. Ancak şehir merkezinde atıklarla doluyor ve Balat Köprüsü’nde yaptığımız ölçümlerde oksijen seviyesi neredeyse sıfıra düşüyor. Nilüfer Çayı’nda artık su değil, atık akıyor. Sanayi tesisleri, kapasitelerini aşıyor ve kaçak deşarj yapıyor. Bu yüzden, bu kirliliği denetleyerek durdurmalıyız.”



