Prof. Dr. Şen, Arapça kökenli bir kelime olan cemrenin, baharın ufukta göründüğünü anlatan kültürel bir düşünceyi temsil ettiğini belirtti. Konuyu bilimsel bir çerçeveden de değerlendiren Şen, ısınma yönünden bakıldığında güneşin fiziksel ısıtma sırasının önce toprak, ardından hava ve en son su şeklinde gerçekleştiğini ifade etti. Uzman isim, halk arasındaki cemre sıralamasının bu yönüyle bilimsel bir mutlaklıktan ziyade, tarihsel bir inanış ve istatistiksel bir sonuç olarak görülmesi gerektiğinin altını çizdi.
Açıklamasında cemre kavramının tarihsel arka planına dair geleneksel bir hikayeye de yer veren Şen, eski dönemlerde hayvancılıkla uğraşan bedevilerin kış aylarındaki ısınma pratiklerini anlattı. Şen’in aktarımına göre bedeviler, kış aylarında iç içe geçmiş üç çember oluşturarak her birinin içine soba kuruyordu. En dıştaki çember büyükbaş hayvanların, ortadaki çember küçükbaş hayvanların barınaklarına, en içteki çember ise bedevilerin kendilerine ayrılıyordu. Havaların ısınmaya başlamasıyla birlikte, şubat ayının 19-20’sinde en dıştaki, 26-27’sinde ortadaki ve 5-6 Mart tarihlerinde ise en içteki sobanın kaldırılması uygulaması “cemre” olarak adlandırılıyordu. Şen, havaların ısınmasını sembolize eden bu geleneğin köken itibarıyla daha çok güney enlemlerine ait bir uygulama olduğunu sözlerine ekledi.



Yorumlar kapalı.