Depremlerin çoğunlukla 10 kilometreden daha sığ derinliklerde meydana geldiği belirtilirken, Santorini’nin kuzeydoğusunda bulunan aktif denizaltı volkanı Kolumbo’da hareketlilik gözlemlendi. Bölgede magma hareketlerinin sismik olayları tetikleyebileceği, hidrotermal aktivitelerle birlikte risk oluşturabileceği ifade edildi.
Kandilli Rasathanesi’nin değerlendirmesinde, Santorini ve çevresindeki jeodinamik yapının tarihsel olarak büyük depremlerle bağlantılı olduğu vurgulandı. 1956 yılında meydana gelen 7.7 büyüklüğündeki Amorgos Depremi’nin tsunamiye yol açtığı, bölgedeki kıyı yerleşimlerinde ciddi hasara neden olduğu hatırlatıldı. Son dönemdeki sismik hareketliliğin tsunami riski açısından da ele alınması gerektiği belirtildi.
Kandilli Rasathanesi’nin raporuna göre, Ege Denizi’nde meydana gelen depremler tsunami riskini artırıyor. Özellikle deniz tabanındaki hareketliliğin su kütlelerini yerinden oynatarak tsunamiye yol açabileceği belirtilirken, aktif volkanik yapının sebep olabileceği denizaltı heyelanlarının da risk teşkil ettiği ifade edildi.
Geçmişte Santorini ve çevresinde yaşanan büyük volkanik patlamalar ve denizaltı heyelanlarının Doğu Akdeniz kıyılarında etkili tsunamilere neden olduğu hatırlatıldı. 1956 Amorgos Depremi’nde Kilimli (Kalimnos) Adası’nda 2.5 metre yüksekliğinde dalgaların kıyıya ulaştığı, tsunami dalgalarının Fethiye kıyılarında 1 metreye kadar yükseldiği belirtildi.
Bölgede devam eden sismik hareketliliğin yakından izlenmesi gerektiği vurgulanırken, Santorini ve Kolumbo çevresindeki denizaltı volkanizması ile hidrotermal aktivitelerin sürekli takip edilmesi gerektiği aktarıldı. Gelecekte olası büyük bir depremin veya volkanik aktivitenin bölgedeki yerleşim alanlarını etkileyebileceği değerlendirilirken, olası bir tsunamiye karşı kıyı bölgelerinde önlemlerin gözden geçirilmesi gerektiği ifade edildi.



