Duruşmada ilk kez savunma yapan sanıklardan Mustafa Kemal Zengin, soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı Yavuz Engin’i makamında tehdit ettiği suçlamasını reddetti. Zengin, söz konusu görüşmeyi bir arkadaşının üvey kızının tutuklanması üzerine gerçekleştirdiğini öne sürerek, “Savcı beyin yanına çikolata alıp gittik, çay içtik. Bebek ölümleri üzerine konuştuk, tehdide dair hiçbir eylemim olmadı” dedi.
Suçlamaları kabul etmeyen Zengin, “Ben cinnet noktasına geldiklerinde insanların neler yapabileceklerini anlattım. Bu Türkiye’nin en büyük utanç davası. Bebekler ölürken buna göz yumuldu. Vicdanımın sesini dinleyip savcıyla görüştüm” ifadelerini kullandı.
Sanıklardan hemşire Nigar Kubilay ise, görev yaptığı dönemde doktor Fırat Sarı ile yaşadığı anlaşmazlıkları aktardı. Epikriz (hasta özet raporu) yazmakla suçlanan Kubilay, “Bu hemşirenin değil, doktorun sorumluluğundadır. Yazılması gerektiğini hatırlattım ama yazmadım” dedi.
Kendisine yöneltilen “Bana hasta bulun” şeklindeki kayıtlı konuşmalarla ilgili soruya ise, “Hastane yönetimi bizden hasta bulmamızı istiyordu, bu kapsamda söyledim” yanıtını verdi. Mahkeme başkanının, mesul müdür ve başhekimlerin görev ayrımıyla ilgili bilgileri ilk kez bu duruşmada duyması dikkat çekti.
İdari amir olarak görev yapan sanıklardan Remzi Karaca, hastane işleyişi hakkında bilgi vererek, doktor Fırat Sarı’nın kendilerine “motivasyon ödemesi” adı altında prim sözü verdiğini söyledi. Karaca, “112 Acil Servis’ten gelen hastaları doktorlara iletiyorduk, bazı hastalar ambulansımızla gelmek isteyince ücret alınıyordu” dedi.
Davanın kilit isimlerinden olduğu belirtilen Dr. Fırat Sarı, duruşma boyunca tutumuyla dikkat çekti. Ara ara dönüp izleyici sırasındaki ailesine el sallayan Sarı, davanın seyrinde kamuoyunun da yakından izlediği bir figür haline geldi.




Yorumlar kapalı.