Sivas, binlerce yıllık medeniyetlere ev sahipliği yapmış, her köşesi tarih kokan bir şehir. Selçuklu ve Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerini barındıran Sivas, aynı zamanda doğal güzellikleriyle de ziyaretçilerini büyülüyor. Özellikle son yıllarda yapılan restorasyon çalışmalarıyla turizm potansiyeli daha da artan Sivas, ziyaretçilerine unutulmaz bir deneyim sunuyor.
Sivas denince akla gelen ilk yapı şüphesiz Çifte Minareli Medrese. 1271 yılında İlhanlılar döneminde inşa edilen bu görkemli yapı, eşsiz taş işçiliği ve minarelerindeki çinilerle görenleri kendine hayran bırakıyor. Şehrin merkezinde yer alan medrese, fotoğraf tutkunları için de popüler bir durak.
Burucice Medresesi, 1271 yılında Sahib Ata Fahreddin Ali tarafından yaptırılan ve Selçuklu mimarisinin incisi olarak kabul edilen bir eserdir. Medresenin muhteşem işlemeli taç kapısı ve geometrik süslemeleri, dönemin sanat anlayışını gözler önüne seriyor. Günümüzde kafeterya ve hediyelik eşya dükkanlarının bulunduğu medrese, hem tarihi bir gezi hem de dinlenmek için ideal bir mekan.
Sivas’ın doğal cennetlerinden biri olan Şuğul Vadisi, doğa yürüyüşü ve fotoğrafçılık meraklıları için mükemmel bir rota sunuyor. Gürül gürül akan suları ve yemyeşil doğasıyla ziyaretçilerine huzur veren vadi, yaz aylarında serinlemek isteyenlerin adresi oluyor.
Sivas’ın yakın tarihine ışık tutan en önemli yapılardan biri olan Sivas Kongre Binası, Mustafa Kemal Atatürk’ün 1919’da yaptığı Sivas Kongresi’ne ev sahipliği yapmıştır. Günümüzde müze olarak kullanılan bina, Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin atıldığı bu önemli olayı yaşamak isteyenler için mutlaka görülmesi gereken bir yer.




Yorumlar kapalı.