Laleler, Türkiye’nin dört bir yanında doğal ortamlarında yetişen kıymetli bitkilerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Prof. Dr. Levent Şık, ülkede yaklaşık 20 lale türü bulunduğunu, bu sayının Orta Asya’da 65 ve İran’da 36 civarında olduğunu belirtti. Bu veriler, lalenin kökeninin Orta Asya olduğunu destekliyor. Türklerin tarihsel göçleri sırasında bu nadir bitkileri de beraberinde getirdiği ifade ediliyor.
Zambakgiller familyasına ait olan ve bilimsel adı Tulipa orphanidea olan Manisa Lalesi, özellikle Spil Dağı’nın belirli bölgelerinde yoğun olarak görülüyor. Prof. Dr. Şık, bu bölgedeki lalelerin iki ana renkte bulunduğunu; halk arasında daha çok bilinen sarı lalenin yanı sıra kırmızı renkli olanların da doğal olarak yetiştiğini aktardı. Bazı bölgelerde morfolojik olarak farklılık gösteren örneklerin tespit edildiğini, ancak bu örneklerin genetik olarak farklı bir tür olup olmadığının henüz netleşmediğini de belirtti.
Manisa Lalesi’nin korunması için devlet destekli çeşitli çalışmalar yürütülüyor. Özellikle bu nadide çiçeği koparmanın ciddi bir yaptırımı var. Prof. Dr. Şık’ın verdiği bilgiye göre, Tarım ve Orman Bakanlığı her yıl güncellediği tarifeyle bu bitkiyi koparanlara 557 bin TL para cezası uyguluyor. Bu sebeple ziyaretçilere sadece laleleri fotoğraflamaları ve doğayla uyum içinde hareket etmeleri tavsiye ediliyor.

2015 yılında Manisa’da başlatılan çalışmalarla birlikte, Manisa Lalesi’nin farklı bölgelerdeki varyasyonları üzerine kapsamlı gözlemler yapılmaya başlandı. Demirci Bardakçı ve Alaşehir gibi yüksek kesimlerde yapılan gözlemler, lalenin renk desenlerinde farklılıklar olabileceğini gösterdi. Sarı bantlı lale örnekleriyle ilgili genetik analiz çalışmaları başlatıldı; ancak henüz bu örneklerin ayrı bir tür olarak sınıflandırılmasını sağlayacak somut bir sonuç elde edilemedi.




Yorumlar kapalı.