İddianamenin 192. sayfasında yer alan ve “Eylem 13” olarak kodlanan suçlamaya değinen Özkan, İBB’nin 2021 yılında hayata geçirdiği “İstanbul Senin” mobil uygulaması üzerinden verilerin yurtdışına sızdırıldığı iddiasıyla, tanımadığı şahıslarla birlikte örgütlü suç işlemekle itham edildiğini belirtti.
Soruşturma aşamasında kendisine bu uygulama hakkında hiçbir soru sorulmadığını vurgulayan Özkan, savunmasında şu ifadelere yer verdi:
Necati Özkan, savcılığın kendisi ile suç arasında kurduğu ilişkinin, sadece uygulamanın ismine ilham veren bir reklam kampanyasına dayandığını savundu. İmamoğlu’nun seçim kampanyasını dışarıdan yöneten bir profesyonel olduğunu hatırlatan Özkan, “Benim yaptığım yegâne şey, Şubat 2019’da yayınlanan ve ana fikri demokratik katılım olan ‘İstanbul Senin’ adlı bir reklam filmi çekmekten ibarettir” dedi.
Özkan, 2014-2025 yılları arasında İBB veya iştirak şirketlerinde hiçbir resmi görevi, imza yetkisi veya kadrosu bulunmadığını, bu kurumların ihalelerine girmediğini ifade etti.
Mektubunda, hakkındaki suçlamaların maddi delillerle desteklenmediğini öne süren Özkan, soruşturma dosyasındaki Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) raporuna dikkat çekti. Özkan, raporda sahibi olduğu Öykü Reklam ile İBB grubu arasında herhangi bir hesap hareketine rastlanmadığının açıkça belirtildiğini, ancak savcılığın bu “hakikati gözlerden uzak tutmayı tercih ettiğini” iddia etti.
Hakkında tanık ifadesi, rapor veya somut bir kanıt bulunmadığını savunan Özkan, iddianamenin hukuki kriterlerden uzak, “niyet okuma” üzerine kurulu olduğunu öne sürdü. Süreci “yargı zulmü” olarak nitelendiren Özkan, mektubunu şu sözlerle tamamladı:




Yorumlar kapalı.