Destek mesajları arasında ANKARAGÜNDEM gazetesi yazarları Taha Akyol ve Ahmet Taşgetiren’in görüşleri de yer aldı. Gazeteci Taha Akyol, Kavala’nın sekiz yılı aşan tutukluluğuna ilişkin değerlendirmesinde, “Kavala’nın dosyasında ne tutuklamayı gerektirecek kuvvetli şüphe ne de delil var. Buna rağmen müebbet hapis cezası verildi. Bu açık bir haksız mahkûmiyettir.” ifadelerini kullandı. Akyol, Kavala’nın hücresinde dahi entelektüel üretimlerine devam ettiğini belirterek, “Adalet ve hürriyet olmak üzere inandığı değerler onu hücresinde canlı tutuyor” dedi.
Osman Kavala’dan ‘Terörsüz Türkiye’ süreci yorumu: “İktidar kendi yazdığı kanunları bile uygulamıyor, nasıl güvenelim?”
Ahmet Taşgetiren ise Türkiye’de yargı sisteminin geldiği noktaya dikkat çekerek, “Birilerinin onu içerde tutma iradesi, milli ya da uluslararası tüm yargı süreçlerini anlamsız kılabiliyor. Türkiye, insanların adalet umudunu mahşere sakladığı bir ülke haline geliyor.” değerlendirmesinde bulundu. Taşgetiren, “Kavala için adalet, aslında herkes için adalet demektir. Bu ülke böyle bir adalet anlayışına layık değil” sözleriyle mesajını tamamladı.
Destek veren isimler arasında ayrıca AİHM eski yargıcı Rıza Türmen, filozof Ioanna Kuçuradi, yazar Orhan Pamuk, Prof. Adem Sözüer, Emre Kongar, Mustafa Yeneroğlu, Nesrin Nas, Yetvart Danzikyan da yer aldı.
Uluslararası insan hakları temsilcilerinden Agnès Callamard (Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri) ve Mary Lawlor (BM İnsan Hakları Savunucuları Özel Raportörü) da mesajlarında Kavala’nın tutukluluğunu “insan hakları tarihine geçecek bir adaletsizlik” olarak nitelendirdi.
Yayımlanan mesajlarda ortak bir vurgu öne çıktı:
“Kavala’nın özgürlüğü sadece bir insanın değil, Türkiye’de adaletin yeniden tesisinin sembolüdür.”
Kavala için paylaşılan mesajların tamamı alfabetik liste ile şu şekilde:
Abdullah GülOnbirinci Cumhurbaşkanı
Osman Kavala’yı AK Parti hükümetlerinin ilk dönemlerinde Dışişleri Bakanı iken tanıdım. Hükümetlerimizin Türkiye’nin köklü problemlerine çözüm bulmak için uyguladığı kararlı politikalarına, bazı (aşırı ulusalcı) çevrelerin şiddetli muhalefeti karşısında bize en güçlü desteği veren sivil toplum hareketlerinin içindeydi.
Öncelikle AB ile müzakerelere başlamak ve hukuk ve siyasi standartlarımızı yükseltmekle ilgili yasa değişiklikleri ve Kürt sorunu ile ilgili o zaman için cesaret isteyen politikalarımızı sivil toplum örgütleriyle paylaştığımız toplantılarda bizleri heyecanla desteklediğini hatırlıyorum.
Benim nazarımda Osman Kavala, nasıl birçok samimi muhafazakâr iş adamları gönüllü olarak bizim camiamızın vakıf ve dernek faaliyetlerini destekledilerse, o da kendi inandığı doğrultuda toplumsal ve kültürel çalışmaları destekleyen bir iş adamıydı.



