Antik çağda “Şitamrat” adıyla da anılan Rumkale; Med, Pers, Helenistik ve Roma dönemlerinde önemli bir yerleşim yeriydi. 1516’da Osmanlı’nın hakimiyeti altına giren kale, 17’nci yüzyılda Evliya Çelebi tarafından da güçlü ve canlı bir yerleşim yeri olarak tasvir edildi. Yüzyıllar boyu farklı medeniyetlere ev sahipliği yapan yapı, çok katmanlı tarihiyle dikkat çekiyor.
Rivayetlere göre, Hz. İsa’nın havarilerinden Yohannes’in burada İncil nüshalarını çoğalttığı inanışı mevcut. Kalede bulunan Şair Aziz Nerses Kilesisi (1173) ile Barşavma Manastırı, bölgenin Orta Çağ’daki dini önemini gösteriyor. Gotik mimari izlerine sahip olan kilise, İslami dönemde de cami olarak kullanıldı.
Birecik Barajı’nın yapılmasıyla etrafı sular altında kalan Rumkale’ye günümüzde tekneler ve özellikle Halfeti Marine üzerinden ulaşım sağlanıyor. Sulatn altındaki eski yerleşimlerin izleri, ziyaretçilere hüzünlü ve etkileyici bir manzara sunuyor.
Gaziantep Valiliği ile Büyükşehir Belediyesi’nin iş birliğiyle yapılan cam teras, kaleyi kuşbakışı görmeyi mümkün hale getirdi. 1 saat süren yolculukla Gaziantep merkezden ulaşılan bölge, özellikle gün batımında Fırat’a yansıyan kale siluetiyle unutulmaz görüntüler sunuyor.




Yorumlar kapalı.