Örgüt, protesto hakkının yalnızca bir ifade biçimi olmadığını, aynı zamanda diğer tüm hakların korunması açısından hayati bir rol oynadığını belirtti. Açıklamada, taleplerin kamusal alanda görünür olmasının hesap verebilirlik ve adalet arayışı için kritik olduğu ifade edilerek, bu hakkın sınırlandırılmasının ihlalleri artırabileceği ve görünmez hale getirebileceği kaydedildi.
İstanbul Valiliği’nden 1 Mayıs açıklaması: 575 kişi gözaltına alındı
Sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımda, herkesin düşüncelerini barışçıl yollarla ifade etme hakkına sahip olduğu hatırlatıldı. “1 Mayıs, 8 Mart, Onur Yürüyüşleri, Cumartesi Anneleri ve daha nicesi…” ifadeleriyle başlayan açıklamada, Taksim’in uzun yıllar boyunca toplumun farklı kesimlerinin taleplerini görünür kıldığı ortak bir alan olduğu vurgulandı. Ancak özellikle kitlesel etkinliklerde meydanın ve çevresindeki kamusal alanların tamamen kapatılabildiğine dikkat çekildi.
Açıklamada, bu tür yasaklamalar sırasında metro, füniküler ve ana ulaşım hatlarının durdurulduğu; polis bariyerleriyle bölgeye girişlerin engellendiği belirtildi. Bu durumun, belirli günlerde uygulanan “tam kapatma” politikası ile genel olarak süregelen protestoya kapalı olma halinin iç içe geçtiği bir tablo oluşturduğu ifade edildi.
Bakırhan’dan 1 Mayıs mesajı: İşçiler ve emekçiler isterse alın terinin hakkı gelir
Türkiye’de protestoların sıklıkla “önceden belirlenmiş alanlar” gerekçesiyle şehir merkezlerinden uzaklaştırıldığına dikkat çekilen açıklamada, bunun protesto hakkının özüne aykırı biçimde görünürlüğü sınırladığı vurgulandı. Taksim’in ise bu yaklaşımın en sembolik örneklerinden biri olduğu belirtilerek, özellikle 2013’ten bu yana bu alandaki protesto imkanlarının giderek daraldığı kaydedildi.




Yorumlar kapalı.