Denizli, açıklamasında sürecin 16 Şubat akşamı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında ifadeye çağrıldığını öğrenmesiyle başladığını belirtti. İki gün sonra avukatları aracılığıyla Adli Tıp Kurumu’nda test yaptırmak istediklerini savcılığa ilettiklerini söyleyen Denizli, ertesi gün bu talebin UYAP üzerinden dilekçeyle dosyaya sunulduğunu ifade etti.
Denizli, 20 Şubat’ta davet üzerine soruşturma kapsamında ifade verdiğini ve bu talebini ifadesinde de yinelediğini aktararak şu ifadeleri kullandı:
“16 Şubat akşamında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü bir soruşturma kapsamında ifadeye çağrıldığımı öğrendim. İki gün sonrasında Savcılık makamına avukatım aracılığıyla Adli Tıp Kurumu’nda test yaptırmak istediğimizi sözlü olarak beyan ettik, hemen ertesi gün de UYAP üzerinden avukatlarım dilekçe olarak bu talebi dosyaya sundu. 20 Şubat Cuma günü de davet üzerine çağrıldığım soruşturma dosyası kapsamında ifademi verdim, bu talebimi ifademde tekrar yineledim.
Ardından da test yaptırmak üzere savcılık tarafından Adli Tıp Kurumu’na yönlendirilerek örneklerimi dosya için Adli Tıp Kurumu’na sunduk. Saç, kan ve idarar örnekleri. İfade öncesi de ifade sonrası da bu iftiraya dair herhangi bir açıklama yapmadım. Her zaman olduğu gibi çalışmaya, kentime hizmet etmeye devam ettim. Adaylaştığım ilk günden beri çeşitli yakıştırmalara konu oldum. İnandığım değerler ve siyasetimi örme prensibim içerisinde iftiralara cevap üretmek, ahlaksız yakıştırmalara laf yetiştirmek hiçbir zaman prensibim olmadı; bundan sonra da olmayacak. İfade esnasında da hiç tanımadığım biri gizli, biri açık tanık olmak üzere çeşitli ahlaksız yakıştırmalarla adımı yan yana getirmeye teşebbüsünde bulundular. İki tane iftiracı. Türkiye’de son yıllarda bitmek bilmeyen itibar suikastı girişimlerine tanıklık ediyoruz. Hiçbir delile, gerçeğe dayalı olmayan laf kalabalıkları üzerinden insanlara korkunç ithamları yapmayı kendine hak gören bir azınlık güruh olduğunu hepimz görüyoruz, yaşıyoruz. Üstelik bu ahlaksız itham ve iftiralar benimle sınırlı kalmayarak alın teriyle emeğinin peşinde koşan birçok çalışma arkadaşımı da hedef almıştır. Türkiye’de en zoru kadın olmaksa, bir diğer zor olan da hem genç bir kadın hem siyasetin içerisinde olmaktır. Bizleri kendilerine kolay lokma, istedikleri gibi bel altı vurmaya hak gören ve bu iftira düzenine ruhunu teslim etmiş kişileri, kız kardeşim merhume Gülşah Durbay’ın kanser tedavisi esnasında ona çeşitli iftiralar atanlardan tanıyoruz, biliyoruz. Çünkü bu zihniyet hep aynı çirkinlikten besleniyor.”
Açıklamasında ailesinin bu süreçte yaşadığı üzüntüye de değinen Denizli, kendisi hakkında ortaya atılan iddialarla ilgili hukuki süreç başlatacaklarını belirtti ve şöyle konuştu:
“Bu süreçte beni en çok yaralayan, değerli babamın üzüntüden geçirdiği uykusuz geceler ve annemin gözyaşları olmuştur. İşte tam da bu sebeple tüm bu ahlaksız iftiraları atan, yayan herkes hakkında avukatlarım yasal süreçleri başlatıyor. Temiz olan leke tutmaz, benim anlım ak, güneş balçıkla da sıvanmaz.
Zaten aksi bir sonuç beklemediğim test sonuçlarımın tamamının negatif olduğunu dün çeşitli basın yayın organlarında gördük. Bugün avukatıma Adli Tıp Kurumu tarafından ilgili raporun dosyaya sunulduğu bilgisi verildi. Bugün daima şeffaflıkla yönettiğimiz Çeşme’mizde, bu iftiranın atıldığı ilk günden beri bana güvenini kaybetmeyen, desteğini, sevgisini ve inancını üzerimden bir an olsun eksik etmeyen tüm yol arkadaşlarımı, seçmenlerimi, komşularımı ve kamuoyunu bilgilendirmek maksadıyla bu toplantıyı gerçekleştiriyorum.”




Yorumlar kapalı.