Global Footprint Network tarafından New York Üniversitesi’nin ulusal ayak izi ve biyokapasite verileriyle yapılan hesaplamalara göre, dünya nüfusu şu an gezegenin yenileyebileceğinden yüzde 80 daha fazla kaynak tüketiyor. Bu oran, insanlığın 1,8 Dünya’ya sahipmiş gibi davrandığı anlamına geliyor. Ormansızlaşmadan toprak erozyonuna, biyoçeşitlilik kaybından karbon salımı kaynaklı aşırı hava olaylarına kadar birçok krizin temelinde bu dengesizlik yatıyor.
WWF-Türkiye’nin açıklamasına göre, bu yıl Limit Aşımı Günü’nün 2024’e göre sekiz gün erkene alınmasında okyanusların karbon yutma kapasitesine ilişkin verilerin aşağı yönlü revize edilmesi etkili oldu. Bu revizyon, kişi başına düşen biyokapasitenin azalmasına ve ekolojik ayak izinin artmasına neden oldu.
Küresel Limit Aşımı ilk kez 1970 yılında hesaplandığında yıl sonuna çok daha yakındı. Ancak aradan geçen yarım yüzyılda bu tarih düzenli olarak erkene çekildi. Bugün, insanlığın doğaya biriktirdiği ekolojik borç 22 yıla ulaştı. WWF-Türkiye, bu gidişatın tersine çevrilmesinin mümkün olduğunu, ancak tüm kesimlerin acil harekete geçmesi gerektiğini vurguladı.
WWF-Türkiye, fosil yakıtlardan kaynaklanan karbon salımının yarı yarıya azaltılması halinde Limit Aşımı Günü’nün üç ay ileriye çekilebileceğine dikkat çekti. Otomobil kullanımının azaltılması bile bu tarihi 13 gün ileri atabiliyor. Gıda israfının önlenmesi, yenilenebilir enerji yatırımları ve sürdürülebilir tüketim modelleri, bu konuda atılabilecek somut adımlar arasında yer alıyor.
WWF-Türkiye Genel Müdürü Ömür Kula, yaşanan tablonun sürdürülemez olduğunu belirterek şu çağrıda bulundu:




Yorumlar kapalı.