Ağıralioğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle;
” 6 yıldır tecrübe ettiğimiz bir sistem var. Demokrasi, ekonomi güçlenecekti, hukuk standartlarımız güçlenecekti. Türkiye’de işsizlik rakamları ortada, paramız ortada, pasaportumuz ortada… Bütün endekslerde 2018’den gerideyiz. Bize sunduğunuz ve onaylattığınız, çok iyi olacak dediğiniz bu sistemin karnesi bu. İnsanlar sizin gibi düşünmek zorunda değil. Bize desinler, biz size demokrasi vaat ettik sizin ne diyeceğinize, nerede diyeceğinize, sonrasında başınıza neler geleceğine dair tek tek yazsınlar. Millette böyle boş bulunuyor illa mahkeme tarafından yargılanmak olmaz. Hükümet milletine, STK’lara, iş dünyasına, muhalefete yardım etsin. Benimle nasıl konuşulur, cumhurbaşkanına ne denilir, memlekette bir yanlışa nasıl itiraz edilir… Bunlarla ilgili metinler yazsınlar millet de oradan baksın.
Sayın Cumhurbaşkanı şiir okumuş ve zindana girmiştir. Hakkı yenmiş, zorluk yaşamış, siyasi partisi kapatılmış, evlatları kat sayı adaletsizliğine uğramış, tehdit edilmiş, rencide edilmiş bir insandır. Hanımefendi, 2007’de GATA’ya giremedi. Sen şiir okudun diye zindana girdin, senin yönettiğin ülkede şiir okudu diye kimse zindana girmesin. Senin çocukların itildi, kakıldı, sen kimsenin çocuğunu itip kakma. Başınıza gelen kötülükler başkasının başına gelmesin diye size imkan veriyoruz. Bizim iktidardaki arkadaşlarımız bunu yanlış anlamış. Başlarına gelen her şeyi milletin başına getirmeye vazifelendirilmiş gibi anladılar. İktidar bizim başımıza ne gelmişsize sizin de başınıza onu getireceğiz gibi davranıyor. Bunu nereden çıkardılar bilmiyorum. Yaptıkları her şey, memlekette hakkı yenmiş, ailesiyle mağdur olmuş, zindanlara girmiş bir siyasal gelenek, kendisine iktidar yetkisi veren milletine teşekkür böyle edemez.
Türkiye’deki bu siyasi parselizasyon bu tecrübe ettiğimiz sistem itirazı yetim bıraktı. Bu gördüğümüz şey kendini devlet zannetme hastalığıdır. Uzun iktidarların beraberinde getirdiği bir komplikasyondur. Bir adam 25 sene okulun müdürü zannetse okul kendinin zannediyor. Evladı memur olan korkuyor, iş adamı korkuyor, akademisyen itiraz edince başına bir şey gelecek diye korkuyorsa, bu korku iklimin sebep olduğu ilk menfi şey itirazın yetim kalmasıdır. Demokrasilerde işin daha iyi olmasını sağlayan şey itirazlardır. Daha iyisi mümkün itirazı kuvvetliyse demokrasi daha iyidir. Buna zaman zaman muhalefetin ilkesizliği de sebep olabilir. Ortalama demokrasilerde muhalefetin kuvveti demokrasinin kuvvetidir. Ortalama demokrasilerde itirazın kuvveti demokrasinin kuvvetli olduğunu gösterir.
Bizim ekibimizden bir hukukçu arkadaşımız, Öcalan meselesi konuşulurken umut hakkının mümkün olmadığını, 99’da yakalanan Öcalan’ın o gün terör örgütünü lağvetmediğini o zamanki terör örgütünün faaliyetlerinin bitmediğini bu nedenle de umut hakkının mevzu edilmeyeceğine dair bir metin yazdı ve üniversite yönetimi tarafından uyarıldı. Süreci engelleyecek açıklamalar yapmayın denildi. Hukuki bir metin yazsanız da uyarılıyorsunuz.
Bu sistem dünyada her yerde aynı sonucu doğurur. Bu kadar denetimsizlik, bu kadar parti devleti, kendilerini denetleyecek kurumları da atayacak kadar siyasi taassubun başka bir şey doğurması mümkün değil. Bu sistem, demokrasi, denetim, şeffaflık doğuramaz. Bu sistemsizlik meselesidir ve biz bunu konuşmalıyız. Şuan da en büyük mesele, meseleleri doğru konuşamamak olduğunu düşünüyorum. Bir siyasi şamata var ve Tükiye bu siyasi şamata nedeniyle meselelerini konuşamıyor. Ben Anahtar Parti’nin Türkiye’ye meselelerini doğru konuşabilme imkanı vermesi, öznesi şahıslar ve sistem olan kanun ya da kurallar olan bir zemine çekmesi gerektiğini düşünüyorum. Biz bu bataklıkta boğulacağız.
AYRINTILAR GELİYOR…



