Türkiye Gazetesi’nin aktardığına göre, eğitim uzmanı Salim Ünsal, başvuru istatistiklerindeki sert dalgalanmaların geçmişteki politika kararlarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu belirtiyor.
2022’de puan barajlarının kaldırılmasıyla “herkesin şansı var” algısı oluşmuş ve başvuru sayısı 3,2 milyona fırlamıştı.
2023’te 11 ildeki adaylardan sınav ücreti alınmaması, başvuruları 3 milyon 527 bin ile zirveye taşımıştı. Ancak bu “yapay” artışlar yerini hızlı bir gerilemeye bıraktı. 2024 ve 2025 yıllarının ardından, 2026 rakamları sistemin 2020 yılındaki hacmine geri döndüğünü kanıtladı.
Uzmanlara göre başvurulardaki düşüşün altında yatan nedenler sadece demografik değil, aynı zamanda sosyo-ekonomik:
Ekonomik Bariyer: Eğitim, barınma ve beslenme giderlerindeki fahiş artışlar, ailelerin ve gençlerin üniversite hayalini ertelemesine veya vazgeçmesine neden oluyor.
Nitelik Tartışması: Üniversite mezunu olmanın istihdam garantisi sağlamaması, gençleri alternatif mesleki eğitimlere veya kısa yoldan iş hayatına atılmaya sevk ediyor.
Kontenjan Daralması: Geçen yıl kontenjanların 190 bin azaltılması, sisteme olan talebi dolaylı olarak frenledi.
Başvuru dağılımındaki dengesizlik de dikkat çekici boyutta. Adayların sadece yüzde 30’u lise son sınıf öğrencilerinden oluşurken, yüzde 70’lik dev kitle mezun adaylardan oluşuyor. Bu durum, “bir yere yerleşemeyen” veya “yerleştiği bölümden memnun kalmayan” milyonlarca gencin sistem içinde biriktiğini gösteriyor.




Yorumlar kapalı.