Nevruz, doğanın yeniden canlanmasını ve baharın gelişini simgeler. Bu özel günün en önemli simgelerinden biri de Samanu’dur. Samanu’nun hazırlanma süreci de tıpkı doğanın yeniden uyanışı gibi zaman alır, sabır ve özen ister. Buğday önce filizlendirilir, ardından ezilerek özü çıkarılır. Unla birlikte saatlerce kaynatılan karışım, kıvam alana dek pişirilir. Ortaya koyu renkli, parlak ve macun kıvamında yoğun bir tatlı çıkar. Bu süreç boyunca, özellikle kadınlar bir araya gelerek geleneksel şarkılar söyleyip dualar eder, hazırlığı bir toplumsal dayanışma ritüeline dönüştürür.
Samanu’nun en dikkat çeken özelliklerinden biri de içinde hiçbir rafine şeker bulunmamasıdır. Tatlılığını tamamen buğdayın doğal şekerlerinden alır. Bu yönüyle hem sağlıklı bir alternatif sunar hem de doğallığıyla öne çıkar. Aynı zamanda oldukça besleyici olan buğday özü, karbonhidrat, protein, vitamin ve mineraller açısından zengindir. Bu özellikleriyle Samanu, geçmişte özellikle doğum sonrası kadınlara güç vermesi amacıyla da tüketilmiştir.
Samanu, sadece bir lezzet değil, aynı zamanda bolluğun, bereketin ve umudun sembolüdür. Nevruz kutlamalarında sofralarda mutlaka yer verilen Samanu, “yedi sin” adı verilen geleneksel masa düzeninin de önemli bir parçasıdır. Özellikle Orta Asya’da Samanu gecesi adı verilen özel bir etkinlikle hazırlanması, onu sosyal bir buluşma ve paylaşma geleneği haline getirir.

İran’dan Orta Asya’ya kadar geniş bir coğrafyada benzer isimlerle anılan Samanu, tarihsel olarak Mezopotamya’ya kadar uzanan bir geçmişe sahiptir. O dönemden bu yana değişmeden gelen tarif, bugünün modern dünyasında bile sadeliği ve doğallığıyla ilgi görmeye devam ediyor. Günümüzde Samanu, yalnızca Nevruz’la sınırlı kalmayıp, sağlıklı yaşamı benimseyen bireylerin de alternatif tatlı tercihleri arasında yer buluyor.




Yorumlar kapalı.