Rızvanoğlu, “Berkem Aslanlar Diyarı” adlı özel işletmeden kaçan ‘Zeus’ adlı bir aslanın bir vatandaşa saldırdıktan sonra vurularak öldürülmesinin yalnızca bireysel bir güvenlik zafiyeti değil, aynı zamanda yapısal ve kurumsal bir çöküşü işaret ettiğini belirtti.
5 Temmuz 2025’te yaşanan olayın ardından kamuoyunda büyük yankı uyandıran aslan saldırısı, hem vatandaş güvenliğini hem de hayvan refahını tartışmaya açtı. Rızvanoğlu, Hayvanları Koruma Kanunu’nun ve ilgili yönetmeliklerin açık hükümlerine rağmen denetimlerin yapılmadığını, hayvanların tutulduğu alanların mevzuata uygun olmadığını ve müdahale kapasitesinin yetersiz olduğunu vurguladı.
“Hayvanat bahçeleri, üretme çiftlikleri, gösteri amaçlı hayvan tesisleri 5199 sayılı Kanun’a göre ruhsatlandırılmalı ve düzenli olarak denetlenmelidir. Ama burada ne vatandaş korundu ne de aslan Zeus yaşatıldı” dedi.
Rızvanoğlu, Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesindeki Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün denetim ve acil müdahale kapasitesine ilişkin önemli eksikliklere dikkat çekti. Özellikle olay sırasında canlı yakalama seçeneğinin değerlendirilmemesi ve ölümün ‘ilk çözüm’ haline gelmesi, Rızvanoğlu’nun gündeme taşıdığı başlıca eleştiriler arasında yer aldı.
“Zeus’un öldürülmesi, Türkiye’de bu tür acil durumlara hazırlık olup olmadığını sorgulatıyor. Bayıltıcı tüfek, uzman personel, acil müdahale protokolü yoksa mevzuat sadece bir kağıt parçasıdır” diye konuştu.
Parkın ruhsatı ve denetim geçmişi nedir? Hangi tarihlerde hangi kapsamda ruhsat verilmiştir?
En son denetim ne zaman yapılmıştır? Güvenlik ya da refah eksikliği tespit edilmiş midir?




Yorumlar kapalı.