Ahsen Meva bebek, 3 gün sonra durumunun ağırlaşması üzerine aynı hastanenin Sincan’daki şubesine sevk edildi. Burada yapılan müdahaleden sonra da bebek, Tıp Fakültesi Cebeci Araştırma ve Uygulama Hastanesi’ne sevk edildi. Burada çekilen beyin tomografisinde Ahsen Meva bebeğin kafatasında kırık belirlenirken, yüz ve baş kısmında da morluklar tespit edildi. Ahsen bebek, 17 günlükken hayatını kaybetti.
3 GÜN SONRA FENALAŞTI, 17 GÜN SONRA HAYATINI KAYBETTİ
KAFATASINDA KIRIK TESPİT EDİLDİ
Hacer Ersoy ve Ahmet Çetiner çifti, bebeklerinin özel hastanede düşürüldüğünü iddia ederek şikayette bulundu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, bebeğin ölümüyle ilgili soruşturma başlattı. ‘nun raporunda, bebeğin kafa travmasına bağlı kafatası kemik kırıkları ile birlikte gelişen yaygın kanamalar sonucu hayatını kaybettiği belirtildi. Raporda, bebeğin özel hastanedeki hasta izlem raporları da incelendi. Buna göre, bebeğin kafa travması geçirdiği ve bu kafa travmasının doğumundan 3 gün sonra 31 Mart 2023 tarihinde gece 00.00 ile 07.00 saatleri arasında meydana gelmiş olduğunun kabulü gerektiği belirtildi.
6 YIL HAPİS İSTEMİYLE DAVA
Rapor doğrultusunda özel hastanede görevli başhekim N.D., başhekim yardımcısı S.D.Y., nöbetçi doktor A.A.K., çocuk kardiyoloji doktoru İ.U.S., yoğun bakım hemşiresi N.K., kadın doğum hemşiresi A.Y. hakkında ‘Taksirle ölüme neden olma’ suçundan 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. 6 sanığın yargılaması Ankara 75’inci ‘nde devam ediyor.
“REFLEKSİ YOKTU, KAFASI ŞİŞMİŞTİ, GÖZÜ KIZARMIŞTI”
Anne Hacer Ersoy Çetiner, bebeğini, kilosu, refleksleri gayet yerinde olarak dünyaya getirdiğini söyleyerek, “İlk kontrollerinde sağlıklı bir bebekti. Geçici nefes sorunu olduğu söylendiği için yoğun bakıma aldılar. İlk 2 gün her şey normaldi. 3’üncü gün sabah bebeğimizi görmek için girdiğimizde çok daha iyi görünüyordu. Fakat o gecenin sabahında saat 07.00 gibi hastaneden arayıp bebeğimizin kötüleştiğini ve Sincan’da bulunan şubelerine sevk edeceklerini söylediler. Hastaneye gittiğimizde bebeğimizin refleksi yoktu, kafası şişmişti, sağ gözünün üstü kızarmıştı. Bu halini görünce ne olduğunu sordum; ama cevap alamadım. Oradaki doktor, ‘Bilemiyoruz, araştırılacak, sevki olacak, olabilir böyle’ dedi. Ben ‘Nasıl olabilir’ dediğimde, cevap alamadık. Sonra doktor bebeğimin elini tuttu ve bıraktığında hiçbir şekilde refleksi yoktu” dedi.
“BEBEĞİMİ KOKLAYAMADIM”
Hacer Ersoy Çetiner, 2,5 yıldır çok kötü günler geçirdiklerini söyleyerek, “Giden bir canımız var, evladımız var. Ben kucağıma alamamışım bir anne olarak, onu besleyememişim, kokusunu içime çekememişim maskeyle girdiğim için. Sapasağlam bırakmış olduğum bebeğimin beynini öldürmüşler. Yani beyin ölümü zaten gerçekleşmiş. Biz Ankara Tıp’ta onun sadece bedenini okşadık. Ben kokusunu koklayamadım bebeğimin. Bir tane kıyafetini verdim Ankara Tıp’ta hemşireye, giydirdi. Çıkarınca bana verdi sağ olsun. Ağız mendillerini aldım, onları kokluyorum. Biz bu acıyı 2,5 yıldır yaşıyoruz; ama sorumlular hala görevlerinde. Bizim derdimiz başka bebeklerin aynı acıyı yaşamaması. İnsanla temas eden hiç kimse mesleğini sevmiyorsa bu işi yapmasın. Devletimizin adaletine güveniyoruz” diye konuştu.
“BEBEĞİMİZİN KAFASINDAKİ KIRIĞI AÇIKLASINLAR”
Ahmet Çetiner ise “Bebeğimiz daha ileri tetkik için Ankara Üniversitesi Hastanesi’ne sevk edildi. Oradaki doktorlar durumun adli vaka olduğunu belirleyip polise bildirdiler. Daha sonra yapılan incelemelerde, o gece görevli doktorun hastanenin kadrolu doktoru olmadığı, devlette çalıştığı ve ücret karşılığında nöbete geldiği ortaya çıktı. Tek hastaydı, tek bebekti. Buna rağmen kafasında 2 kırık oluştu. Bu durum Adli Tıp raporuyla da kesinleşti. Soruşturma izni tarafından verildi, yargılama süreci başladı. İlk duruşmada hastane yönetiminden 2 kişi gelmedi. Bebeğimizin kafasındaki kırığın neden ve nasıl oluştuğunun açıklanmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.




Yorumlar kapalı.