Tüzüner, mesleğini sürdürürken aynı zamanda Açık Öğretim Fakültesi İşletme, Acil Yardım ve Afet Yönetimi, Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Fotoğrafçılık ve Kameramanlık bölümlerinde de ön lisans ve lisans eğitimlerini bitirdi.
(HÜ) bölümünde ön lisans eğitimini tamamlayan Tüzüner, daha sonra ‘daki bir devlet hastanesinde meslek hayatına başladı.
Çocukluğundan bu yana yağlı boya ve kara kalem resim çalışmalarıyla ilgilenen Tüzüner, oğluna alerjik astım teşhisi konulmasının ardından, mesleğinin 20’nci yılında çalışmalarını fotoğrafçılıkla sürdürdü.
Tüzüner’in, bu serüveni zamanla büyük ve derin bir tutkuya dönüştü. Fotoğrafa olan tutkusu Tüzüner’i kendisini geliştirerek bu sanatı profesyonel olarak yapmaya yöneltti.
Fotoğraflarında insan ve yaşam temaları üzerinde çalışan Tüzüner, aralarında Uluslararası Fotoğraf Sanatı Federasyonundan (FIAP) altın madalya ve Federasyon Özel Ödülü ile federasyona bağlı derneklerden mansiyon ve sergileme ödüllerine layık görüldü.
Şu anda Fotoğraf Organizasyonları Derneği (FOTON) Ankara Şube Başkanlığını yürüten Tüzüner, fotoğrafçılık dersleri, söyleşiler ve sosyal sorumluluk projeleriyle fotoğrafa ilgi duyanlara farkındalık kazandırmayı hedefliyor.
“Benim sanata olan tutkum fotoğrafla taçlandı”
Fotoğrafçılığa adım atma serüvenini AA muhabirine anlatan Özgül Tüzüner, her zaman görsel sanatlara ilgili olduğunu, hobisinin temelinin ise resimden geldiğini söyledi.
Tüzüner, oğlunun alerjik astım rahatsızlığı nedeniyle evde resim yapma olanağının bulunmadığını belirterek, “Fotoğraf burada hayatımı kurtardı. Tamamen kurtarıcım oldu.” dedi.
Fotoğraf, resim ve müzik gibi sanat dallarının hobi olarak görüldüğü ifade eden Tüzüner, “Bunlar aslında bizim özümüzde kendimizi ifade edebileceğimiz, iyi hissettirecek, hayatımıza anlam katacak çok değerli sanat dalları. Benim baştan beri sanata olan tutkum fotoğrafla taçlandı.” diye konuştu.
Tüzüner, ilk zamanlarda manzara ve sokak fotoğrafları çektiğini, zamanla kendisini belgesel fotoğraf ve kavramsal fotoğrafla tanımlamaya başladığını ifade ederek, şimdiye kadar ‘de 25 şehri, dünyada ise 5 ülkeyi gezerek fotoğraflar çektiğini anlattı.
Fotoğraf çalışmalarında insan odaklı temalarda daha başarılı olduğunu aktaran Tüzüner, “Ben insan, yaşam odaklı fotoğraflar çekiyorum. Bütün temelin insanın kendisinden ve yaşadığı çevreden çıktığına inanıyorum. Çektiğiniz fotoğrafın bir ödülle taçlanması, bir süreçten sonra belli kriterler karşısında değerli olduğunu bilmek mutlu ediyor.” ifadelerini kullandı.
“Fotoğraf benim meditasyonumdu”
Sağlık sektöründe çalışırken de hobisine sürekli vakit ayırdığını belirten Tüzüner, şöyle devam etti:
“Pandemi de dahil olmak üzere zor koşullarda çalışıyorduk. Anestezi teknikeriyim, ameliyathanedeyim ve acil müdahale ekibiyim. İnsan hayatının en kritik dönemlerinde insana dokunan bir işte çalışıyordum. Bu süreçte çok doluyorsunuz ve çok zor bir gün geçiriyorsunuz. Fotoğraf benim meditasyonumdu, dengemdi. Her şeyi unutuyor ve çok rahatlıyordum. Fotoğrafın hayatımdaki birinci etkisi budur. Bana kendimi hatırlatıyordu.”
Tüzüner, bu dönemde fotoğraf makinesini sürekli yanında taşıdığını belirterek, “Nöbetten çıkıp kendimi mutlaka sokaklara atıp fotoğraf çekiyordum. O benim uyku saatimdi aslında. Ben o dinlenmeyi fotoğraf çekerek gerçekleştiriyordum. Bu bir tutku.” diye konuştu.




Yorumlar kapalı.