Komisyon aynı gün AB Endüstriyel Denizcilik Stratejisi ve Liman Stratejisi’ni de kabul etti. AB dış ticaretinin yüzde 74’ünün limanlar üzerinden gerçekleştiği göz önüne alındığında bu stratejiler, IAA ile birlikte Avrupa’nın sanayi rekabetçiliğini güçlendirmeye yönelik geniş çaplı bir paketin parçası. Denizcilik stratejisi, “AB Endüstriyel Denizcilik Değer Zincirleri İttifakı” kurulmasını, ileri teknoloji gemi inşası ve açık deniz rüzgar destek gemilerinin geliştirilmesini öngörüyor.
Komisyon’un ilk taslakları yalnızca AB sınırları içindeki üretimi korumayı öngörüyordu. Ancak Almanya başta olmak üzere birçok üye devletin itirazıyla yaklaşım yumuşadı. IAA, AB ile serbest ticaret anlaşması ya da gümrük birliği bulunan ülkelerdeki üretime de “AB menşeli” statüsü tanıyor. Bu kapsamda İngiltere, Japonya ve yaklaşık 40 ülke yasanın avantajlarından yararlanabilecek.
Türkiye de Gümrük Birliği sayesinde bu çerçeveye dahil edildi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Gümrük Birliği’nin IAA kapsamında tanınmasını “ticari ilişkilerimiz açısından önemli bir adım” olarak nitelendirdi ve Türkiye’nin başta otomotiv olmak üzere Avrupa değer zincirlerinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı.
Yasanın Türkiye için bir avantajı daha olabilir. Komisyon’un 308 sayfalık etki değerlendirmesi raporu, AB’nin Çinli yatırımcılara getirdiği sıkı FDI şartlarının (yüzde 49 hisse tavanı, IP transferi, yüzde 50 AB vatandaşı istihdam zorunluluğu) bazı yatırımları “daha hafif kurallara sahip ülkelere, örneğin Türkiye veya Fas’a” kaydırabileceğini öngörüyor. Bu, Türkiye’de fabrika yatırımı askıda kalan BYD ve Chery gibi Çinli markalar açısından Türkiye’nin çekiciliğini artırabilecek bir gelişme. Ancak bu şirketlerin Türkiye’de üretip Made in EU kapsamında AB pazarına girebilmesi, Gümrük Birliği’nin menşe kurallarına uygunluğuna bağlı olacak.
Bu gelişme, geçtiğimiz ay gündeme getirdiğimiz “Türkiye Made in EU’dan dışlanabilir” senaryosunu ortadan kaldırdı. Ancak asıl sınav, yasanın Parlamento ve Konsey’den geçme sürecinde verilecek.
IAA, otomotiv sektörü için üç temel düzenleme öngörüyor. Birincisi, kamu alımları veya teşviklerle desteklenen elektrikli, plug-in hibrit ve yakıt hücreli araçların yasanın yürürlüğe girmesinden altı ay sonra AB’de monte edilmiş olması gerekecek. İkincisi, batarya hariç bileşenlerin en az yüzde 70’i Avrupa menşeli olacak ve bu oran 2030’da yüzde 75’e çıkacak. Üçüncüsü, başlangıçta dört batarya bileşeninin (batarya hücresi dahil) Avrupa’da üretilmesi şart koşuluyor ve bu sayı üç yıl sonra altıya çıkacak. Bu altı bileşen arasında batarya yönetim sistemi (BMS) ve katot aktif malzeme (CAM) de yer alıyor.




Yorumlar kapalı.